26 Kasım 2012 Pazartesi

MEHTAP ALTAN'DAN ; PROVASIZ MIRILDANMALAR !...

 
 
 
 
 
 
Provasız Mırıldanmalar

...

/boncuklarını asıyordu atlasın darağacına
kuğularının beyazını giyinen kadın!/

dilinin ucuna lapa lapa yağarken
soluk benizli kırlangıçlar
vazgeçişin şehadetinde
şiirini şeddeledi ağlak süvariler!

derme çatma gülüşünün çatısına
şems gölgeli ağrıları sürüp
örttü bakışlarını yaşama Marmara!

çaresizliğin çehresinde devinirken fısıltılar
menevişler küsüyordu yarına
oysa gamzelerindeydi ömrü!
oysa…

âh harlı üşümelerin
kaneviçe işlemeli miladı!
tutsaydın ipek dokumalı mavi ufuklardan
yaşam ıslaktı
yaşam çaylaktı
ama!...

/ölümün çıplak dudağındaydı karıncalar
manolya kokulu düşünde kanarken kadın!/

Mehtap Altan
Ekim2011
 
 
 
Bu dizeler Nilgün Marmara için yazılmıştır. Sevgili Mehtap Altan kardeşimize çok teşekkür ediyoruz.

SERKAN ENGİN '' EVİN ZENCİSİ '' ŞİİRİYLE ARAMIZDA !...





 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



 
Evin Zencisi

ben bu evin zencisiyim
kendi gettomun malcom x’i
geceye uzuyor sakallarım
...

hangi odaya girsem
evin dışında kalıyorum
neye uzansam uzaklaşıyor
baba evinde gurbetteyim

ben bu evin zencisiyim

Serkan Engin
Düşlük Dergisi Eylül-Ekim 2002


Sevgili Serkan Engin Kardeşimize bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta paylaşmamıza olanak sağladığı için çok teşekkür ediyoruz.

15 Eylül 2012 Cumartesi

İTİRAZ !....

 
 
 
 
 




 

 



İTİRAZ

Bazen bana diklenip,
İtiraz ediyorsun ya...
Ben de kızıyorum sana ;
Lütfen bağışla oğlum...
Yaşlandıkça unutuyorum bazı şeyleri...
İnsanı insan yapan itirazlarıdır biraz da...
İnsan verdiği kavgalarlarla ;
Kendini kanıtlar bu dünyada !...
***
Söyleyeceği sözü olmalı insanın...
Kavgaya girecek mangal gibi yüreği...
Zulme karşı çıkıp cesurca ;
Mazlumdan yana çıkacak vicdanın olmalı oğlum.
Her gördüğün yanlışa ;
İtiraz etmeye devam et sen...
Onurunla yaşa , bir şeyleri değiştir...
Senin de izin kalsın bu dünyada !...  ( İbrahim ORMANCI )




9 Eylül 2012 Pazar

EN YENİ İBRAHİM ORMANCI ŞİİRİ ; AFAKİ !...






AFAKİ


Beni bırakıp gittiğinde,

Canevimden vurulmuştum...

Sen unuttun belki hemen,

Ben seni özledim durdum...

***

Şimdi gelmiş bana ne hakla ;

Acılarından dem vuruyorsun ?

Sanki terkedilen sendin,

Sanki kapılar senin suratına kapatıldı...

Böyle afaki konuştukça,

Bende kalan itibarından yiyorsun...

***

Terk ettin de ne oldu ?

Başın göğe mi erdi sanki ?

Çok mutlu olacaktın güya...

O mutlu kadın nerede hani ?

Terk ettiğin insandan gördün ;

Bu dünya da vefayı sahi !... 



( İbrahim ORMANCI )

24 Ağustos 2012 Cuma

OĞUZHAN AKAY'DAN BİR ŞİİR ; ÇORAPÇI KIZ !....





















ÇORAPÇI KIZ



Başıma çorap örecek çorapçı kız
İş atıyor, gülümsüyor, işmar ediyor
Paçaları yırtılmış kotundan hayalleri sarkıyor
Başında iki toka, tokalaşmadan daha hadi yatağa
Başıma gelene bak çorapçı kız



Bu kızla ilişkinin sonu yok, her şey başta
Sanki diyalize takılmış gibi bir ilişkiyi bekliyor
Sınıf geçmesi için durum müsait, güzelliği had safhada
Fiş prizi arasa ve bulsa sahip çıkacak bana
Yeni çoraplarım olacak yeni bir mutluluk asla


Abartma, abartma


OĞUZHAN AKAY / ÜRK ŞİİRLERİ

Not : Bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta paylaşmamıza izin verdiği için Sevgili Oğuzhan Akay'a çok teşekkür ediyorum...







 

16 Ağustos 2012 Perşembe

KÜÇÜK İSKENDER ; '' DE GÜLÜM '' ŞİİRİYLE KONTRA EDEBİYAT'TA !...

























 

De gülüm


de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..

göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!

inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kapli kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

 

Küçük İskender



NOT : ŞİİRİN YÜZAKI KÜÇÜK İSKENDER'E ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

MAHKEME ŞİİRİYLE İBRAHİM ORMANCI ARAMIZDA !...



MAHKEME

Beni bırakıp gitmekle,
Haklıydın...
Ama şimdi şikayet etme halinden,
Yalnızlığının keyfini sür...
***
Gözyaşlarından daha sahici,
Başka bir şey var mı ki gözüm ?
Ben ağladım, çooook ağladım hemde....
Ödedim seni üzmenin diyetini...
Ama diyeti daha büyüktür ,
Bir insanı küçümsemenin, hor görmenin herhalde ...
***
Kendi kurduğu mahkemelerde insanın,
Kendini yargılaması nedir bilir misin ?
Vicdan yargıçtır daima ,pişmanlık savcı...
Ben ben bilirim,
İnsnanın kendi cezasını,
Bizzat kendisinin vermesini...
Ve ahde vefa sınavlarından,
Alnının akıyla çıkıp,
Karşılıksız sevmesini sevgili !... ( İbrahim ORMANCI )


Not : Bu şiirde kullandığım resim  Las Vegas'ta yaşayan arkadaşım ; Idalmy Rodriguez ( Ida )'ya aittir. Kendisine bu şiiri kullanmama izin verdiği için çok teşekkür ediyorum.

Nota: Las imágenes utilizadas en este poema mi amigo vive en Las Vegas; Idalmy Rodríguez (Ida) pertenecen. Quiero darle las gracias por permitirme utilizar este poema.

Note: The pictures used in this poem my friend lives in Las Vegas; Idalmy Rodriguez (Ida) belong to. I want to thank him for allowing to use this poem.




12 Ağustos 2012 Pazar

RAHMİ EMEÇ AĞABEYİMİZDEN BİR ŞİİR ; ESKİŞEHİR'DE !...








Güzel insan Rahmi Emeç Ağabeyime teşekkür ediyorum....

SİTEM KOKAN BİR ŞİİR !...























VEFASIZSIN KÜSTÜM SANA SEVGİLİ !...

Aklımdan hiç çıkmıyorsun;
Düşlerime giriveriyorsun...
Sen beni ne hakla işgal ediyorsun ?
Vefasızsın ; küstüm sana sevgili !....
***
En güç zamanlarımda sen yoktun,
Fırsatını bulup arkamdan vurdun,
Seni aradım her yerde sır oldun,
Vefasızsın ; küstüm sana sevgili !....
***
Gün gelir, unuturum seni sandım,
Unutmadım oysa, hep seni andım....
Sana değil ben asla aşka inandım...
Vefasızsın ; küstüm sana sevgili !....
***
Gezsem özleminle diyar diyar,
Unutmam seni bir ömür boyu yar,
Taş yüreklere inat, sevgim var,
Vefasızsın ; küstüm sana sevgili !.... ( İbrahim ORMANCI )




MAKSUT KOTO'DAN BİR ŞİİR ; HÜZNÜMDEKİ KADIN !



HÜZNÜMDEKİ KADIN
 

sesine üzgün bir kadın sevsem
sonra bıraksam kendime

...
olmadık yerde sevilsem kocaman


biraz ağırdan gelse aşk olmazsa
hiç birşey bilmediğimize inansak


durgun kalbin komşuları kalabalıktır


hüznün aynası gözlerimde titresek
sonrası ıslak bir geceye kadar - bilinmese


ölümün yaşamak kadar borcu yoktur


gurbete güzel bir kadın bıraktım
huysuzluğuma alışmak için...


belki bir gün sonramıza kavuşuruz


MAKSUT KOTO

9 Ağustos 2012 Perşembe

150.Cİ BLOG ; HİLMİ YAVUZ '' SIRASI GELİNCE '' !...

 












SIRASI GELİNCE

acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra



sen ki eyvan ağıtlarda
sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun
gözlerin bozkırdan devşirme
yolların bozgundan derlenmiş
karanlık yolcusu turnaların ve kurdun
ey hüzünlere reâyâ olan derviş



acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra



tarlalarla uzar gider al kısrak
gökçe çiçek tozar durur sılalarla
oysa ölüm, bir uçtan bir uca
bir uzun kervansaraydır ki
savrulur günü saati gelince
yıkılır yırtıla yırtıla


HİLMİ YAVUZ


Not : 3 Temmuz 2012 tarihinde facebooktaki hesabından Hilmi Yavuz Ağabeyime KONTRA EDEBİYAT'ta bir şiirini yayınlamak için izin istedim.

Kendisi :   Hilmi Yavuz'' tabii,niye olmasın...teşekkürler...''  yanıtını vermişti.

Ben bu izni Hilmi Yavuz Ağabeyimin verdiği izni KONTRA EDEBİYAT'ın 150.ci blogunda kullanmak için şimdiye değin bekledim. Ve Hilmi Yavuz Ağabeyimin en sevdiği şiiri olan '' SIRASI GELİNCE '' adlı şiirini yayınlıyorum. KONTRA EDEBİYAT 150.ci blogunu izin alınarak Hilmi Yavuz şiiriyle yapmaktan çok büyük mutluluk ve haklı olarak onur duyuyor.

YÜREKTEN BİR ŞİİR ; UZAK !....

UZAK

Ne kadar uzağa gidilebilir

Kendinden
Hain ve sıcak bir soru işareti
Bir çığlık olur da
Ağır bir taş oturursa
yüreğine
Hangi şarkının nakaratı
Olur da gece
Kimin nefesi yeter
söylemeye
...................
Aşk daima alacaklı kalır ve hayat
Kendini yazan bir kitaptır….
 

MENEKŞE G. (T.A)



8 Ağustos 2012 Çarşamba

BİR LEVENT DAĞAŞAN ŞİİRİ !...





 
 
 
 
 
 
 
 
 
DÜŞLERDE ( 14 )

Bir kenara
sakla umudu
kırık oyuncakları
sakla
...
eski arkadaşların
solmuş resimlerini
sakla hızla çarpan
yüreğini bir kenarda usulca
sakla ilk aşkını
uykusuz gecelerini
karanlık günlerini sakla
umudunu direncini
sevincini sakla
kurumuş eski gülleri
baharların yeşilini sakla
soracağım sana birgün
anlamını hayatın
bana düşlerini
sakla...

levent dağaşan
 


Çizgileriyle tanıdığımız Levent Abinin bu kez bir şiirini yayınlamak çok büyük mutluluk. Teşekkürler Levent Ağabeyim...

BENİ BAŞBAŞA BIRAK HÜZNÜMLE !...












BENİ BAŞBAŞA BIRAK HÜZNÜMLE !...


Yalnız kaldığın anlarda hiç,
Sana efkar basıyor mu ?
Kasvetli bir sis misali;
Yüreğine hüzün çöküyor mu ?
Alıcı göçmen kuşlar ;
Selamımı getiriyor mu?

***

Ayrı dünyaların insanıyız diye,
Hor gördün beni hep yar....
Beddua edemem ben belki,
Ama sana derin kırgınlığım var...
Beni geçecekken fersah fersah,
Sana zalim davranmış yıllar....

***

Senin gibi olamam ki ben zalim...
Sevinmem mi gerek çaresizliğine ?
Unutursun beni demiştin küstahça,
Düşlerime girdin istisnasız her gece,
Sen beni ayrılığa mahkum ettin...
Ben seni şiire mahkum ettim sadece...
Pirüs zaferleriyle işim yok benim;
Beni başbaşa bırak hüznümle !... ( İbrahim ORMANCI )


Not : Resim Şennur Köseli Hanımındır. Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum. Bu şiirime bundan güzel resim bulamazdım. Emeğine ve yüreğine sağlık !...

CENGİZ KARAKUŞ KARDEŞİM VE '' SÜRGÜNDE '' ŞİİRİ !...







SÜRGÜNDE

Belki sevda cahiliydik seninle
Belki de acemi aşk öğrencisi.
Hayat okulumuz oldu.
Yollar el yazımız
Alın yazısı gibi.
Sürgünler başöğretmen.

( CENGİZ KARAKUŞ )


Her zaman esprileriyle güldüğümüz Cengiz Kardeşimin bu kez şair yanını görmekten ve SÜRGÜNDE adlı şiirini yayınlamaktan çok mutluyum. Buna olanak sağladığın için teşekkürler kardeşim.

BİR İBRAHİM ORMANCI ŞİİRİ ; ANLIYOR MUSUN ?
















ANLIYOR MUSUN ?

Çok zaman geçti aradan,
Çok şey değişti biliyorsun,
Bütün gemileri yaktım,
Bir çok tabularımı yıktım,
Her şeye meydan okudum,
Ama hiç yıkılmadım anlıyor musun ?

***

Ama sen vurgun yemiş gibisin,
Ne olmuş sana eski dostum böyle ?
İnan terk ettiğinden çok daha fazla,
Bu mazlum halin koydu bana,
Keşke hiç böyle görmeseydim seni,
Yılgınlığa dayanamam anlıyor musun ?

***

Sen ceberrut zalimimdim benim,
Sen ne zaman mazlum oldun ?
Hadi sil gözyaşlarını bakalım,
Hadi geçer bütün acılar,
Ben hala ayaktayım bak,
Sen de dimdik dur anlıyor musun ?    ( İbrahim ORMANCI )

MEHMED A. AKSU'DAN OLAĞANÜSTÜ GÜZELLİKTE BİR ŞİİR !...


SOKAKLARINDAN YALNIZLIK GEÇEN KENTLER



Sokaklarından yalnızlık geçen kentler tanıdım.
Griye çalıyordu renkleri.
Gökkuşağı çalınmıştı çocukların.
Acıyan bir dili vardı rüyaların.
İçinden yalnızlık geçen kentler tanıdım.
Hiçbirinde sen olmadın.


Serçeler ağlıyordu saçaklarda,
Bir can daha ölüyordu.
İçinden yalnızlık geçiyordu
Benim içimden yanlışlık.
Dudaklarımı kavuruyordu
Değdiğinde gözyaşlarım.


Kedere isnat edilmiş suçlar barındıyordu
Katilini saklıyorlardı bütün aşkların.
Oysa ki katili olan hiç bir şey için
Hala aşk demenin doğru olmadığı
Farkındaydı herkes.
Kabulleniş sanatının
Ustası olamamıştı hiç kimse oysa.


Sokaklarından yalnızlık geçen kentler tanıdım
Oysaki kalabalıktılar
Duyulmuyordu söylenen şarkılar
Ve çöplüklere boşaltılmıştı.
Bütün iyi niyetli duygular.


Sokaklarından yalnızlık geçen kentler tanıdım
Hiç birinde sen olmadın
Belki de o yüzden
Benim için o kentler de hiç olmadılar ( Mehmed  A. Aksu )



Sevgili Kardeşim ; Mehmed A.Aksu'ya bu olağanüstü güzellikte şiirini KONTRA EDEBİYAT'ta bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ediyor, yüreğine sağlık kardeşim diyorum...







7 Ağustos 2012 Salı

NİHAT BEHRAM'DAN AĞABEYİMİZDEN BİR ŞİİR !

MANASTIR KUŞÇUSU

zor bir nakış gibi işliyorum
liseyi ve aşkı
hüzünden bir kanaviçeye



Üveyikler ibibikler arıyorum
kandillerle gece çullukları
bana bir salgını çağrıştıran bıldırcınlar
lise öğretmenlerinin dolduğu odalardan
sarı asmalar ürküyor koştuğumda



kim bilir kuşların öldüğünü
rüzgar geçerken selviler arasından
sepetime diken gülleri toplayıp
annemin güzelliğine üzgün
kuşlar vurduğumu benim
çağlalar çaldığımı
kim bilir hala nasıl süslüyor beni
o yusufçuk sesleri



şimdi kumruların angutların kaçıştığı
çocukların mavi serçeler topladığı
aile albümünden bir yüreği
hızla soyunuyorum
hızla soyunuyorum karanlık koynumdan
liseli kitaplarımı  ( NİHAT BEHRAM )



Not : Nihat Ağabey'e mail yollayıp bir şiirini yayınlamak izin istemiştim. '' Eksiksiz ve noksansız '' yayınlama kaydıyla bu izni bana verdi. Nihat Behram Ağabeyime çok teşekkür ediyorum.


NİLÜFER AÇIKALIN'DAN BİR ŞİİR !....


'' Bir ev var
bahçesinde çocuklar
bahçesinde tavuklar...
Bir ev yok
bahçesinde aptal tavuklar. ''




İZMİR KİTAP FUARINDA SEVGİLİ NİLÜFER AÇIKALIN MARJİNAL KİTAP'TAN ÇIKAN BENİM İÇİN İMZALADIĞI  '' ÇILDIRTAN ÖYKÜLER '' KİTABININ ARKASINA KONTRA EDEBİYAT ADLI BLOG İÇİN YAZDIĞI ŞİİRİ NİHAYET SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.....

31 Temmuz 2012 Salı

ATİLLA BİRKİYE'DEN BİR ŞİİR !....
























ÖZLEM

 

Büyük bir özlem

anlatılamayan

Uzaklardasın

Çok da yakın

Rüzgâr dudaklarını esiyor

denizden

Yüzün körfezin üstünde

Gülüşün körfezin üstünde

Mehtaplı bir geceden önce

Ayrılığa dayanmak güç

sevgilim

Söyle,

Ne zaman yiteceğim

gözlerinde

(Aşkım Kırmızı Bir Gül, İş Kültür yay. 2003)



Not : Bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta yayınlamamıza izin veren Atilla Birkiye Ağabeyimize teşekkür ediyorum.

24 Temmuz 2012 Salı

ÖZGE MUMCU ARAMIZDA !....

















Sessiz ve derinden…





“Gözlerim yaşarıyor” dedim. “Bıraksam, şöyle usul usul dökülseler.” Gözüm yanıyordu uykusuzluktan.Uykusuzluktan değildi aslında. Bana baktı: “Oyy kuzum neden?” dedi. O sırada gözümün içine bir yaprak takıldı. Her zamanki kıvraklığımla lafı aldım, değiştirdim.

Oysa dün ve bugün ağlamak istiyorum. Mutsuz olduğum her an için, üzüldüğüm ve üzdüğüm her an için.

Tanıdığım bütün isimler, öğrendiğim bütün hayatlar, üzülsem de dokunmayı beceremediğim tüm hayatlar için. Başkalarının açtığı yaralarda debelenen, hayatını geçirmeye çalışan tüm o asil ruhlar için. Ruhunu bir yerlerde kaybetmiş, başkalarının açtığı yaraları diğerleriyle doldurmaya çalışan o arayış halindeki ruhlar için.

Hepi topu 21 gram. Bir baksan, etten kemikten çıkarsan kendini; ruhunun kalbine basınç yapan tüm o hali sadece 21 gram. Kendin bir şeyler katarsın kantara, kimbilir kaç gram; nar misali çok gelir tanesi.

Hayatın dolambaçlı yolları, bir yanıyla seni sarmalıyor ve nefes alabilecek bir yer tanımıyor. Nefes almaya çalıştığın her an, bir başka umuda yol açıyorsun. Oysa o umut çoğu zaman sanal bir umut.

Nasılsa bir yandan da değil, bir garip gel gitler içinde yüzüp duruyoruz işte.

Son üç-dört yıl hayat adına, “o ben miydim o aynadaki” dedirten süreçlerden geçirdi. Yassı etti, düz etti, şah etti, mutlu etti.

“Aması” var bunun. Ne kadar hayatta tutunsan da, gülsen de o sana kalan anlarda; bir çatal aldığında bir şeyler bir başka çarpar eminim. Ama bir yerin sürekli kanıyor. Benim bir yerim sürekli kanıyor. 19 yıldır o kanayan yer değişmedi, sadece derecesi değişti. İlk günlerin o acı yakıcılığı geçti. Yerine bir sürekli orada olduğunu hatırlatan bir acı kaldı. Ve bu acıyla “nasıl devam edeceğim” sorgusu.

Saramago üstat yine diyor Bütün İsimlerin girişinde: “Sana verilen ismi biliyorsun, bilmediğin sahip olduğun isim.”

Anlarımı yeniden oluştururken bir şarkının içinden geçtiği bir an takılıyor aklıma, keyfim de tam yerindeyken. Rimel sürüyorum, aynaya bakıyorum işte, o zaman bir başka ben “sızım sızım sızlar içim gözümden akmayan yaşlar, içimde yıllardan kalma birikim, bilmem ki ne zaman patlar….” İçeride sigarasını silkiyor. Dinliyor, belki de…

Herkes bir an için var, diğer anlar içinse yok. O zaman sen varsın kendinle yalnız. Duruyorsun öylesine ekrana bakarak; gelip geçen rüzgarlara bakarak.

Günler daha da geçecek, bir an sonra bir diğeri gelecek; bir bakmışsın hayat başka bir seyre akacak.

Yaratmadan geçirdiğim her ana bakıp üzüleceğim. “Bu muymuş dert ettiğim…” diyeceğim.

Meğerse dert ettiğim sadece “bu hayat nasıl geçecek” olacak…





Mine Teyzemi düşüneceğim sonra. Bir an yanımızdan kayıp giden Minemizi. Mine çiçeklerine bakınca hep onu hatırlayacağım.

Öfkenin bizlere yaraşmadığını ise sonra hatırlayacağım.Belki sadece bir kırgınlık, bir ruhun “hayat yorgunluğu” nu tüm derinliğiyle usulca taşımasının arkasındaki asilliği de. Ruhun sevgi çiçeklerini bir yerlere koyup, hatıralara önem vererek.

Son aldığım Lili Marlene müzik kutusunu ise çalacağım, bunları düşünürken usul usul.

Ağlayacağım bir süre. Bütün olmamışlıklara işte…


ÖZGE MUMCU

 http://statikenerji.wordpress.com ''   adresinden Özge Mumcu'nun izniyle yayınlanmıştır. Özge Mumcu Kardeşimize çok teşekkürler ediyorum.





15 Temmuz 2012 Pazar

YAZ SICAĞINDA ŞİİR !...

DALGAKIRAN

Kuşatmaları yaran kim ?
Menzillere varan kim ?
Mazluma karşı bir seher yeli,
Zalime karşı boran kim ?

***

Ayrılıklarla sınanan kim ?
Aşkın ateşiyle yanan kim ?
Gökyüzünün maviliklerinde,
Özgürce uçan şahan kim ?

***

Prangaları kıran kim ?
Hiç susmayıp haykıran kim ?
Fırtınanın vurduğu kıyılarda,
Tek başına dalgakıran kim ?

***

Kim olacak yürekli bir şair...
Diyeceği var elbette yaşama dair...
Umudun kaleleri zaptedilemez,
Şiir her koşulda direnecektir !... ( İbrahim ORMANCI )






















Yukarıdaki fotoğraf arkadaşım Germania Portorreal'a aittir. Kendisine çok teşekkür ediyorum.
 
La foto de arriba es de mi amigo Germania Portorreal'a. Me gustaría darle las gracias.











4 Temmuz 2012 Çarşamba

TUNA BAŞAR '' BİLİRSİN '' ADLI ŞİİRİYLE ARAMIZDA !...
























Bilirsin



cümlelerin yüzümde parçalanır

yanaklarıma çarpar içindeki öfke
anlamsız bir tınıya dönüşen sesin
cezalandırır beni, mahveder


konuşursun gözlerime bakarak
her sözünün kalbimi nasıl da parçaladığını bilerek
sesin yankılandıkça
yapayalnız hissederim kendimi
dökersin içindeki bütün acımasızlığı
yüklenmemi istersin sana verdiğim mutsuzluğu
çekip gittikten sonra geride bir virane kalacağını bilirsin
aslında istersin bunu

içindeki öfkeyi dindiremedikçe
daha ağır cümleler kurarsın
her cümleden sonra daha büyük bir kazanma arzusu çöreklenir zihnine
çünkü sevmek kimi zaman da acıtmaktır
bilirsin...

Tuna BAŞAR

/ sekizekimikibinyedi sıfırbeşotuz
Afyonkarahisar /
http://geceedebiyat.blogspot.com/
http://twitter.com/tunabasar35


Sevgili Tuna Kardeşimizin edebiyat ile olan gönül bağı, şiir dili her türlü övgüye değer bir kardeşimiz. Kendisini  her zaman aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyarız. 7 yaşında kımıl zararlısı oğlum Enver Tuna'ya kendisinin bir adaşı olduğunu söyleyince '' Benden daha mı ünlü ? '' demesini de burada belirtmeden geçemeyeceğim...


GÜLGÜN KARAOĞLU'NDAN BİR ŞİİR !...




Bu gece şiir gecem!


 Öyle bir yerdeyim ki;
Ne geçtiğim yollar utandırır
- dahi geçeceğim yollar utandırsalar da
kızarmayacaktır artık yüzüm!

Korkuların baş belalısının kaygılar
- kaygıların da kompleksler olduğunun ayırdındayım -
Çok şükür!

Utanmak;
Güvensizlik bu saatten sonra!...

Aşık da olabilirim kör bir dilenciye,
- Kör bir dilenci yakıştırmamasını öğrendiğim andan itibaren-
Aşık olmaktan mı utanacağım,
Peh!...

İyi kızlar sevişmezlerdi bir zamanlar,
Evlenince kötü kız mı oldular,
Sevişmek mi belaydı
Kızların pembe tenine yapışan,
Korkuları mıydı gür bıyıklı adamların
Bir başka kol daha mı bir güçlü sarar?

Aşkların ve dahi meşklerin
Maskeler altında ezildiğine tanık olduktan sonra,
Hani o bıçkın erkeksi tavırlar ki
Bir başka hemcinsinin atağından korkar;
Korku ki bir baş belasıdır
Seven ne kelime, sevilen payı daha çok almaktadır!

Pembeler şarabi kırmızıya kolayca geçiyor
Ve…
Kan kırmızısı ateşler
Şehvetli sevişmeler neticesinde
Kor bir ateşe dönüşüyor ki;
Düştüğü yerde yangın!

Yangınlara da alışıyor insanlar…

Düşen kor
Bir pembe geceliği yakıyor – mesela-
Pembecik bir kız doğuyor bir ara
Lohusa şerbetleri
Kızılcıklara bırakıyor yerini
Sakin… Usul…

Zaman törensel geçidinden memnun…
…….

Öyle bir yerdeyim, tüm naif duyguların örselenmiş hallerini
Ve dahi örselenen tüm çocuksu duyguların ihtiyarlayıp,
Ölme hallerini bilmekteyim!

Beden ölmeden…

Ne mutlu son!
…….

Hangi gür bıyık asabilir darağacına
Ve hangi dudaktan dökülecek bir veda ürkütebilir?

Hesap vermekten korkar bir tarafım da kalmadı!

Hoş… Yaşadıklarıma bakılırsa,
Pek de hesap vermiş değilim,
Babam, anam dışındakileri artık saymıyorum,
Bir oğlum var,
Az kaldı… Hesabını kendi ile yapacağı zamana…

Öyle bir yerdeyim ki;
Bir Ahmet Kaya şarkısında vardı, sözler kime aitti,
Öyle bir yer
Aynı ya da ayrı…Hani çok gençlik yıllarımızda
Çiğliklerimiz vardı, sonradan ayırtına vardığımız,
Sevgi adına hırpaladıklarımız,
Hattı zatında sevgi sanarak yerle bir edilene dek yıpratıldıklarımız;
Ki, en çok da onlardır bize koyan,
Terk ettiğimiz
Ya da
Terk edildiğimiz sevgililerimizden ziyade!
……...

Öyle bir yer ki:

Korkular kaldırılıyor bir kenara
Altından çıkan kaygılar
Süpürülebiliyor ve bir enkaz ki
Komplekslerimiz dikiliyor karşımıza!

Ya geriye alacaksın
Ya atacaksın!

Ya enkazla yaşayacaksın
Ya çöpe atacaksın!
……..

Öyle bir yerdeyim
Öyle bir kendimdeyim!

Mehmet Akif Ersoy’dan
Muhteşem bir dize:

“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!”


Gülgün Karaoğlu
Kasım,25/08


Sevgili Gülgün benim çok eski bir arkadaşım, dostum. Milliyet Blog'ta yazdıkları o denli beğenildi ki, Milliyet'in internet sayfalarına terfi etti. Sevgili Gülgün'e bu şiirini KONTRA EDEBİYAT ile paylaşmamıza izin verdiği için çok teşekkür ederim.


29 Haziran 2012 Cuma

YAZINIMIZIN DELİKANLISI ARAMIZDA !...


BAĞBOZUMU İÇİN GAZEL

göğüsledim dünyanın bin bir fırtınasını
yedeğimde taşırım sabrın filikasını

ne kışlar biriktirdim / ne baharlar harcadım
dörtnala koşuyorum ömrümün ardasını

ayrılık ikliminde şarkılar yarım kalır
yaz geçer, kuşlar ölür, gün döner arkasını

uzanıp öpüyorum gece vardiyasında
kanayan bir çocuğun üzgün mızıkasını

acı verir insana mum kokulu kadınlar
gül rengi ağulardan damıtır ağdasını

dindirmek için gizli yürek sızılarımı
kendi kuytuma çektim kendimin duldasını

atlarım rüzgâr biçti, kervanlarım kırıldı
tek başıma yürüdüm hüznün patikasını

hüzzam çalıyor yine, şimdi göç zamanıdır
son kuşlar da terk etti şiir kasabasını

iksir taşıdım sana sarı ırmak boyundan
geçtim ipek yolu’ndan aşkın maverasını

ey aşut, ne işin var yakıcı kum çölünde
bırakıp gidiyorsun yaşam macerasını

Ankara, Nisan 2001

ATTİLA AŞUT



Attila Aşut'u bilmem nasıl anlatsam ? Kimileri gibi ; başkalarına yaranmak, köşe kapmak yerine herzaman dimdik duran bir usta...Ödünsüz bir dil aşığı. Tanımaktan onur duyduğum ağabeyim...AzizNesin'in başyazar'ı olduğu Aydınlık'ta aforizmalarıma köşesinde yer vermesi yaşam boyu unutmayacağım bir onurdur.
Kendisinin bana yolladığı iletiyi aynen yayınlıyorum...İyi ki varsın Attila Ağabey sizi seviyorum !...

İbrahim ORMANCI


 

'' Sevgili İbrahim,
Gönderdiğin bağlantı adresinden girip "Kontra Edebiyat" sayfasına göz gezdirdim. Senin içtenliğini, sıcaklığını yansıtan "kendi halinde bir blog".İsteğine uyarak, kitabımda yer almayan bir şiirimi paylaşıyorum.
Bilgisunar üzerindeki yüzlerce sitede yazılarım şiirlerim yayımlanıyor. Ama birkaçı dışındakiler, benim bilgim ve iznim dışında yapılmış işler. Sen, emeğe saygılı bir kardeşimiz olarak, yayımlayacağın yazı ve şiirler için yazarlarından izin isteme inceliğini gösteriyorsun. Salt bu tutumun bile, yaptığın işin ciddiyetini kanıtlamya yeter.
Başarılar diliyor, sevgiyle kucaklıyorum.
Attila Aşut ''







13 Haziran 2012 Çarşamba

HATİCE OLGUN'DAN BİR ŞİİR !....




Ölü taklidi

Yine sus pus olmuş önümde,
Ölü taklidi yapıyor aşk.
Yemiyor, içmiyor, kımıldamıyor.
Göğsüne bastırıyorum bir gayret,
Kalbini dinliyorum telaşla,
Atmıyor.

Yine ölü taklidi yapıyor aşk,
Annemin yaptığı gibi çocukluğumda...
Sarsıyorum, üstüne kapanıyorum, ağlıyorum
“Ölme!” diyorum.
Gıdıklıyorum ayak altlarından,
Gülmüyor.

Yine ölü taklidi yapıyor aşk,
Aklınca bu yolla ceza veriyor.
Beni biliyor, "saftır o" diyor, pusuda bekliyor,
Belli etmeden kıs kıs gülüyor.
Bu kez mezar kazıyorum ardından,
Bilmiyor.

                      


Hatice Olgun



Twitter'da kendisini ve şiirlerini tanıdığım Hatice Olgun kardeşime bir şiirini yayınlamama izin verdiği için çok teşekkür ediyorum. Kendisinin sitesine girip yazı ve şiirerini görmenizi salık veririm.

http://www.haticeolgun.com       

26 Mayıs 2012 Cumartesi

ALAMETİFARİKA !...







 


Güneşe selam duran korkuluk,

Arada sırada veteran bir mutluluk,

Rolunü unutmuş oyuncuyduk,

Sanal sokaklarda kaybolduk !...

***

Hangi menzilde duraksar sahi,

Cellatına aşık olan bir dahi ?

Gidişata hiç kormaz mı muhalefet şerhi ?

Yoluu şaşırmış müzmin bir sipahi !...

***

Depreme dayanır mı dostluklar ?

Serseri mayın misali laylomlom hayatlar

Doğru bildiğin şeyler olmuş yanlışlar

Kurtlara emir vermeye başladı kuzular !...

***

Nereye dayansak üzerimize yıkılıyor

Paraşütsüz düşen yere çakılıyor

Everest'e bile artık klavyelerden çıkılıyor

Biz sıkılsak ta , onlar hiç sıkılmıyor !... ( İbrahim ORMANCI )

22 Mayıs 2012 Salı

DOSTUM YILMAZ ODABAŞI AĞABEYİM !....



BİLEKLERİMDE BAYAT BİR İNTİHAR


Geliyormuşum;

pencerelerde yaz

ve bileklerimde bayat bir intihar.


Oysa ölünecek bir şey yokmuş,

gidince sen,

yaşanacak bir şey olmadığı kadar...


Yanıyormuşum;

vardığım yere bırakıp kendimi.

Atlasında yeryüzünün

çılgın

ve çirkin

ve hüzünle oyalanan;


yüreğimde kül tadı nice yangından kalan...


Ölüyormuşum;

senin saçların uzuyormuş üstelik.

Ölünce ben, cıgarayı da bırakıp taksit ödüyormuşsun.


Bedenin tecritmiş geçliğinden,

ikisi de yalnızmış,

geceler öpüyormuş memelerinden…


Bense geçliğimi pazarlıksız

ve hızla geçtiğimden;

bugünler saçlarımla birlikte şiir yazmayı da kısa

kestiğimden...


Piç kalmış aşklarla avutup kendimi,

bileklerimde bayat bir intiharın dikiş izleri;

gelip geçmiş yılların diş izleri ömrümde,

neşter ve gül’müş hayat.


Gülüyor...Gülüyor...Gülüyormuşum!






Not : Yılmaz Odabaşı Ağabey benim dostum olur. Dostluğumuz yıllar öncesine dayanır. İzmir Kitap Fuarında yıllar sonra yeniden karşılaştık. Resim çektirdik. Resimle birlikte bir şiirini yayınlayıp yayınlayamayacağımı sordum. '' Çekmecedeki şiirler şairin, yayınlanmış şiirler okurundur İbrahim '' dedi. Son resmi, twitter'den aldım. İyi ki varsınYılmaz Ağabey !...





İBRAHİM ORMANCI'DAN BİR ŞİİR !....






HESAPLAŞMA


Açma eski defterleri,

Pişman olan sen olursun...

Suçlama hoyratça böyle beni,

Gözyaşlarımda boğulursun...

***

Söyle yanıt ver şimdi bana ,

Hangi acın derindir acılarımdan ?

Eğer bir parça vicdan varsa ,

Kendi zulmünü savunamaz insan !...

***

En umutsuz anda bile direndim,

Ahde vefa için cefa çekmek onurdur...

Gülleri kuruyan, şarkıları susturulan bendim,

Setler yıkılır mutlaka, nehirler denize kavuşur !... ( İbrahim ORMANCI )

9 Mayıs 2012 Çarşamba

YAŞIN HEP YİRMİ DÖRT !....























                - Dayım Enver Zengin'in Anısına-


Başın hep dik,

Yaşın hep yirmi dört....

Erken gitmenin ne alemi vardı ?

Görecek güzel günler vardı dayım...

***

Kurtlar dünyasında bir kuzuydun,

Sen ölümü yeğleyip gittin bu dünyadan belki...

Ben çaresiz bir özlemin pençesine düştüm oysa,

10 Mayıs 1989'dan beri,

Benim ciğerim yanıyor dayım...


***

Yıllar sonra adını koydum oğluma,

Senin gibi yiğit olsun diye,

Sana hakkım varsa helal ama,

Kim verecek akıttığım gözyaşlarının hesabını dayım...

                                                     İBRAHİM ORMANCI

6 Mayıs 2012 Pazar

RAHMİ EMEÇ AĞABEYİMİZDEN BİR ŞİİR ; YAZ İSTEĞİ !...

YAZ İSTEĞİ

yorgunsa bu kente açılmış yüzün
bir sabah sana yazdıklarımla geleyim
yol acısına kokan güllerden sözcüklerimle
en tenha yerlerine çoğala çoğala
geleyim, bitsin avuçlarımdaki uzaklığın kederi

beni bahçende beklesin gülümser çiçeği
yalnızlığından dağlara yürümüş bir özlemle geleyim
sen pencerende ol, giyinip eski sevinçlerini
sokulayım kollarına kollarına
dinsin içimin kor ateşleri

(ertelenmiş düşler kitabı)

rahmi emeç


Not : Bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta paylaşmak için Rahmi Emeç Ağabeyimden izin istedim. Ve Rahmi Ağabey '' şiir yazanından çıktıktan sonra herkesindir, ancak böyle çoğalırız güzelliklerle..'' diyerek izin verdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum.



17 Nisan 2012 Salı

REFİK DURBAŞ AĞABEY ARAMIZDA !...




GÜL YAĞSIN UFKUMUZA





Ufka gül yağdığı akşam
yüzleri ucuz sevdası ezberinde
kiralık evler gibi serin
turfanda kadınlarda sevdi

Ufka gül yağdığı akşam
ölüme ve ayrılığa cesur
esrara dayanıklı
masraf makbuzu kullanmayan
az şekerli kadınlar da sevdi

Ufka gül yağdığı akşam
aynalara abone
kalçalarından gayrı her şeyi helal
çocuk bitmez tarlasını sürdüğü
vadesi dolmuş,kadınlarda sevdi
Ufka gül yağdığı akşam
Herkesten uzakta şimdi
REFİK DURBAŞ

















TEZGAHTAR KIZLAR


Sabahı onlar uyandırır
çıplak yüzlerinin ufkundan
eksik yaşanmış bir rüyadan
gün doşar karanlışı kalır

Erkenden açılır dükkan
sevda ile yalnızlıktan başka
dizilir uykusuz tezgaha
ince tül, gamlı ruj ve hazan

Mevsimlik ders programları
ucuzluk, damping, tek fiyattır
sattıkları ipek pazen değil
harcanmış gençlik yıllarıdır

Günlerce raflarda kalayım
çürürse sevdanın kumaşı
aşkımı yaşatmaya yeter
tezgahtar kızların rüzgarı

Sabahı onlar uyandırır
alınterinden, aşktan önce
bitmeden başlar gece
akşam, onlarla kararır



REFİK DURBAŞ



Türk Şiirinin en büyük ustalarından Sevgili Refik Durbaş Ağabey'e şiirlerini KONTRA EDEBİYAT'ta paylaşmamıza izin verdiği için çok teşekkür ediyoruz.

Refik Ağabey'in bize izin veren iletisini de sizlerle paylaşıyoruz.

'' Teşekkür ederim.
izin sizindir.
selam ve sevgi... ''

RD






16 Nisan 2012 Pazartesi

İNCİ ARAL VE İBRAHİM ORMANCI AYNI OBJEKTİF KARŞISINDA !...
















Türk Yazının en büyük kalemlerinden İnci Aral ablayla yıllardır tanışırız. Kendisiyle , 15.04.2012 İzmir Kitap Fuarında bir kez daha karşılaştık. Aynı resim karesinde görüntülendik.