27 Ekim 2010 Çarşamba

YELDA KARATAŞ ABLAMIZDAN BİR ŞİİR !....


Gül Korusun Şiiri

Seni dizeler ısıtamadı imgelerinde karanlık kuşağın
bir çukur yağmuru altında elmasın kaldı
seni senden ayrı bildiler ki
hıyabanda yazılır gözlerine her ağacın şiir

Sormasın yaşlı kirpiklerine hayat nedir
bu soluk soluğa ölümü yazarak bir gece nöbetinden
döner gibi
yakaladığım sesin

sen sin biliyorum, gülsün ve gülden ötesin
yağmurunda her damlanın geceyi dinlersin
kalp atışlarını şiirin
gülün ezik haline ağlar çocukluğun boyunca umutladığın
en uzun gecenin sabrı bilir ki
aşk nedir bir bakışta gördüğün
bir ölüme dair

gül kurutur diyorlar şiir ve ölüm için
gül yaşatır Rumi'nin duvara kurşunlanan kıpkırmızı sesini
Şems için

gözlerin demiştin ya
halkın ayaklanmış sesidir şiir
senin ve benim gözlerim tanıştır kelam olsun hüznüm
uzun bir ah duyduğumda görmediğim ellerinden,
parmağın parmak ucuma değende oldum ki
gülün en vahşi halidir kalbim.

sana ne diyeyim ey sevgili, ey insan, ey Tur-i Sîna
gül korusun şiiri
şiir de ikimizi!

Yelda Karataş
Şems ve Mevlana

26 Ekim 2010 Salı

BİR SANATÇI ; NERMİN KAYA !....


















Kardeşimize çalışmalarında yürekten başarılar diliyoruz.

NİLGÜN MARMARA HER ZAMAN !....


Nilgün Marmara – “Hayatın Neresinden Dönülse Kârdır”

“Azımsanamayacak kadar ölmüşüm / Azımsanamayacak denli ölüyüm... Geliyorlar, bu evde doğan yeni bir ölümü görmeye; koşarak, düşe kalka yuvarlanarak, sürünerek... Nasıl olursa olsun; görmek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kıvılcımlarını geliyorlar. Ölüm sessizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıktan sonra seviniyorlar canlıyız diye."


1958’de İstanbul’da doğdu Nilgün Marmara. Kendini büyütmeye çalışan küçük bir çocuktu ki elleri büyüdü. Ortaokul, lise derken geçen zamanın acıyı içine sindirmek istercesine ağır ağır ilerliyor oluşu boğmaya başlamıştı belki onu. Boğaziçi Üniversitesi Sanat ve Bilim Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde başladığı yüksek öğrenimini tamamlamak için yaptığı bitirme tezi ona kırgınlıklarından kurtulmak için yol gösterici oldu. Başka seçenek var mı diye sormadı ölümü seçen Sylvia’ya…

Bitirme tezinde intiharı seçen ünlü şâir Sylvia Plath’ı inceliyordu. Şiirlerini, yaşamını inceliyor ve şiirlerinden çeviriler yapıyordu. Şiirler yazıyordu Nilgün Marmara, intihar kokan şiirler yazıyor “yaşama karşı ölüm” diyordu. Çeşitli dergilerde yayınlıyordu şiirlerini ‘Beyaz’, ‘Deniz Atı’… Sylvia Plath’ın şâirliğiyle intiharını ayrı tutmadığı ve bir bütün olarak incelediği tezi “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi”ni tamamladığında Nilgün Marmara için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Plath’ın bireyin yalnızlığı ve var oluş sorunları üzerine olan bakış açısı onu fazlasıyla etkilemişti.

“Sanat ve Bilim Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden Mezun olmak İçin Gerekli Koşulları Kısmen Karşılamak Amacıyla Teslim Edilmiş Bir Tez – Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda, şiirlerini ölüm kavramını derinden kavrayarak yazmış ve intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam.”

Şiirlerinde bireyin düşle gerçek arasında sıkışıp kalan kırgınlıklarını işliyordu. Süregelen şiir geleneğinin dışında kendine has üslubuyla yaşamı, ölümü irdeliyordu. Çok sevdiği şâirin yazgısını düşünüyordu sürekli ve vazgeçti Nilgün Marmara… 13 Ekim 1987’de henüz 29 yaşındayken Kızıltoprak’ta, denize ters yönde, bir çığlık bile atmadan kendini altıncı kattan bıraktı.

CEMAL SÜREYA !....


Cemal Süreya (d. 1931, Erzincan - ö. 9 Ocak 1990, İstanbul), şair. Asıl adı Cemalettin Seber'dir.

Cemal Süreya 1931'de Erzincan'da doğdu.("1931 yılında Erzincan'da doğdum. Bir doğum günüm yoktur benim"-Güngör Demiray'a mektup,Cemal Süreya Arşivi,Mektuplar Dosyası) 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. 9 ocak 1990 tarihinde İstanbul'da ölmüştür. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye ve iktisat bölümü'nü bitirmiştir.Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.

Ağustos 1960'tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı.

İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı Beyaz" Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997'de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.

Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu:

"Bizi kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu."

Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:

Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i,

Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.

22 Ekim 2010 Cuma

BU DÜNYADAN BİR '' ARİF DAMAR '' GEÇTİ !.....


Arif Damar | Şiirleri

Çanakkale'nin Karainbeyli köyünde dünyaya geldi. İstanbul Erkek Lisesi'ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu.
'Yeryüzü Kitabevi'ni kurdu, yönetti.

Şiir Kitapları:

Günden Güne (1956),
İstanbul Bulutu (1958),
Kedi Aklı (1959),
Saat Sekizi Geç Vurdu (1962),
Alıcı Kuş (1966),
Seslerin Ayak Sesleri (1975),
Alıcı Kuşu Kardeşliğin (Toplu Şiirler, 1975),
Ölüm Yok ki (1980),
Ay Ayakta Değildi (1984),
Acı Ertelenirken (Seçme Şiirler, 1985),
Günden Güne (1986),
Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988),
Onarırken Kendini (1992).

"Yüksek sesle okunacak coşkun söyleyişler yerine öz yönünden toplumsallığı yitirmeyen, değişik duyarlılıklara açılan temiz, etkili, kendine özgü
buluşlara ve imge gücüne dayanan bir şiir kurmayı başardı.'' (Şükran Kurdakul, 1989)

Ahmet Necdet,
Modern Türk Şiiri
Yönelimler, Tanıklıklar, Örnekler
Broy Yayınevi, Ekim 1993.

ŞİAR YALÇIN'I YİTİRDİK !....


25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu İstanbul English High School’da, lise öğrenimini Robert Koleji’nde tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden 1949 yılında mezun olan Yalçın, bir süre Pınarhisar ilçesinde hakimlik yaptı. Doktora öğrenimi için Paris’e giden ve 5 yıl Fransa’da kalan Yalçın, yurda dönüşünde 8 yıl süreyle İstanbul, Finike, Koyulhisar ve Kemah’ta savcılık yaptı. 1970 yılında, Akşam Gazetesi’nde yayınlanan yazılarından dolayı politikayla uğraştığı gerekçesiyle Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan Yalçın, bir süre TRT’de çevirmen olarak çalıştı. 12 Mart döneminde tutuklanmasının ardından bu görevine de son verilen Yalçın’ın yayınlanmış 50 kadar çevirisi bulunuyor. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Latince ve Farsça bilen Şiar Yalçın, satranç, briç ve bulmacaya olan ilgisiyle tanınıyordu. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesi’nin pazar ekinde briç köşesi de hazırlayan Yalçın'ın, briçle ilgili ‘A’dan Z’ye Briç’, ‘Briçinizi Sınayın’, ‘Süper Beşli Majör’, ‘Şlem (Bütün Briççiler İçin)’ ve ‘Yeni Beşli Majör’ adlı kitapları bulunuyor. Türkçeye verdiği önem ve bu konudaki yazılarıyla da dikkat çeken Şiar Yalçın’ın, bir de ‘Doğru Türkçe’ adlı kitabı bulunuyor. 19 Ekim 2010 tarihinde Ankara'da öldü.