12 Ekim 2013 Cumartesi

SEVGİLİ İSMAİL BİÇER'DEN BİR ŞİİR ; EPRİMİŞ BİR HAYATA GAZEL !....























 
 


 



eprimiş bir hayata gazel

 

 

bir vadinin tüm kıvrımlarını yürüdüm

dilimde soğuk iklimlerin uğultusu

 

nehirden nehire yıkansam

tenimde isimsiz dağların gri külü

 

geçtiğim kentlerin kadim sırları içimde

biriktirdiğim kelimelerin tozu ondan

 

yırttım yüzümün haritasını

yurdu yok artık gözlerimin

 

sürüldüğüm hangi geceden çıksam

içimde alacakaranlık bir keder

  

artık sussam da konuşsam da

adım eprimiş bir hayata gazel

 

İsmail Biçer





Sevgili İsmail Biçer ; Yurt Kültür Eki sayesinde tanıma olanağı bulduğum güzel bir insan....Onun bu güzel şiirini KONTRA EDEBİYAT 'ta yayımlamaktan mutluluk duyuyorum...
 

21 Mayıs 2013 Salı

İLKAY COŞKUN KONTRA EDEBİYAT'TA 2.Cİ BÖLÜM


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
Yarına Epilog


bizim köpek havladı,sokağın alt başında
ihtiyarın elinde bir tas, sırılsıklam kaldırımlar

nidalar ayyuka çıkar, eskilerime göz koyar
dalganı geç eskici, senden sonrada sütçü var

kemik bohçasını çıkarır teyze, mahlukat fır döner
çöpçü tozutur yolları, dükkan kepenklerinin rızkı söner

şafağını yıkamaz çocuk, gözleri mahmur
bizim kedi köpek çiftleşir, kasavetsiz ulu orta

avluda yığın yığın kelepir hurdalar, harami bekler
yine hortladı kalemimdeki ABD / ne zaman üşüşecek gölge 

..
borsa düşer, döviz yükselir nedense hep ülkemde
......
İlkay Coşkun
16.09.2009

Poyraz Edebiyat Sayı 6, 2009

Şairin Parmak İzi - Ocak, 2013
 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 




Sevgili İlkay Coşkun'a - bir kez daha - en içten teşekkürlerimi yolluyorum.

 
 

İLKAY COŞKUN KONTRA EDEBİYAT'TA 1.Cİ BÖLÜM


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
Sokak Gazeli
 
genç kız gülümsüyor yüzüme balkonda
küfür savurarak geçiyor yanımdan bir çocuk
yeni yetmenin biri sigara tüttürüyor  köşede
bir başkası, liselinin ardısıra koşturuyor
ulusa sesleniyor televizyondan yine başbakan 
 
kahveye oturmuş yaşlı bir devrimci
bulmaca çözüp, bıyıkaltı hükümet deviriyor
kiralık ev soruyor öğrenci, ucuzundan vargibi
çığırtkan sözcükler filemizde, yorgun pazardönüşü
bizim mahalleye de uğrasa keşke bir başbakan 
 
kimin evinden çıngar çıkacak belli değil
kapı önünde cenaze yıkama aracı, kimin salâsı
milli eğitim okul bahçesinde cam kırıklarıyla
kan ter içinde koşuşturuyor çocuklar
bilen var mı kimdir buraların ağası ?
 
ne çok yüz eskittik sokaklarda tanrım
genç bildiklerim yaşlı geliyor gözlerime daha
iğreti kaldırımlarda sokak kedileri bezgin
yol kesen bebelere bahşiş ankara havası
üryan tenime dokunmakta ele oyun nağmeleri
...
artık kadınlarda soyunuyor başbakan olmaya
baba kız oturmuşuz bir umut ders çalışmaya 
 
08.09.2012
İlkay Coşkun
























İlkay Coşkun kardeşimizi daha yakından tanıyalım ;

1971 Yozgat doğumlu. Sivas'ta bir kamu kuruluşunda mühendis olarak görev yapmaktadır. Poyraz edebiyat dergisi yayın kurulunda görev yaptı.

Yayınlanmış Eserleri ( Şiir):


Bilonsa-2012
Düş Yolcusu-2011
Yüreğimden Süzülen Nağmeler -2008


Şiirlerinin Yayınlandığı Dergiler :

Poyraz Edebiyat,Mor Taka,Mühür Dergi,Göç,Ihlamur, Şiiri Özlüyorum, Kurşun Kalem Edebiyat,Ücra Şiir, Akpınar Edebiyat,Şiir Vakti Dergisi, Antalya Sanat Dergisi, Edebiyat Ufku Dergisi,Herfene Edebiyat, Aşkın e-Hali

Şiirlerinin Yayınlandığı Gazeteler :
Yeni Asya Gazetesi,
Sivas Postası Gazetesi,
Sivastimes


Şiirlerinin Yer Aldığı Bazı Kitaplar:


Kristal Kalpler,Posta Şiirleri,Yetim Şiirleri,Sonsuzluğa Yürüyüş,Ihlamur Buluşma, Buruciye Şiir Antolojisi,Bana Şiirden Ellerini Uzat,Şairin Parmak İzi,Mihri Hatun Şiir Antolojisi,Sevgini En İyi Sen Anlat vb.
Yarışma Jüri Üyelikleri :


Sivas Postası, Yetim Şiirleri,


Ödüller :

Vahittin Bozgeyik Jüri Özel Ödülü,2010
Mihri Hatun Şiir yarışması mansiyon-2012


Çok Önemli Dip Not :
 
Sevgili Kardeşim İlkay Coşkun'dan KONTRA EDEBİYAT'ta herhangi bir şiirini yayınlamak için izin istediğimde bana büyük bir incelik gösterip bir dosya halinde şiirlerinden yolladı. Ve dileğimi yayınlayabileceğimi söyledi. Çok duygulandım. Çünkü ; hem bu denli duyarlı, hem de bu denli özenli bir güzel insana çok az rastladım. Teşekkürler İlkay Coşkun !...





 


21 Nisan 2013 Pazar

TÜRK ŞİİRİNİN BÜYÜK USTASI AHMET ADA AĞABEYİMİZDEN BİR ŞİİR ; İLYA EHRENBURG !...

 
 








İlya Ehrenburg

Madrid sokaklarında yırtılan ağız
Paris’in düşüşünde saatleri sayan ağız
düşle kararan, geçilemeyen gözkapaklarız
yıkılmış duvarların önünde

hangi bozgundan geliyoruz,
yüreğimiz bungun,
yıldızlar aydınlatıyor gecelerimizi-
havada sıkılı yumruk ya da taşız
biliniyor taşı geçen rüzgârı yakaladığımız

kazanacağız yeniden insanın onurunu
üstünde sektiğimiz deniz için
uçurumdan çektiğimiz özgürlük için
bir duvar dibinde kurşuna dizilen
gümüş sesli ağızlar için

Ahmet Ada





Sevgili Ahmet Ada Ağabeyimize bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta   paylaşmamıza izin verdiği için çok teşekkür ediyoruz.










 



13 Nisan 2013 Cumartesi

AYTEN ÇOLAKOĞLU'DAN MÜKEMMEL BİR ŞİİR ; AGRESİF MELEK !...


Agresif Melek

havale geçiren baygın bir kış sonrasıydı
kızılca kıyamet birikmişti kirpiklerinin ucunda
ve gökyüzünde sahneleniyordu toplu bir yıldız intiharı
...

gitti

ateş böceklerini silkeledi deniz suyu biriktirdiği yakasından
sitemi tatlı çileklerin tortusu gibi dururken dudaklarında
poyrazı sakladı şal(var)ının dalgalı kıvrımlarında

gitti

gümüş bir sigaralık mızıka gibi parmaklarında
meyvelerini de toplayıp götürdü çikolata ağacının
evcil yağmurlarını aldı, hor(t)layan selvisini cam kenarında

gitti

külden oklar doldurdu zarif omuzlarındaki sadaklara
ki su değse yaralanırdı kısraksal beyazından
ve tertipli bir fırtınaydı kızdırılınca

gitti

camcı elmasıyla kesti canını, uzak bakışlarını da aldı
ayva çiçeklerini, açan sarı fistanlı eteklerinde
papyonlu ve saygısız bir ayrılığı

gitti, gitsin…

Ayten Çolakoğlu
10.12.2006


Not : Sevgili Ayten Çolakoğlu'na bu güzel şiiri sizlerle paylaşmamıza izin verdiği için çok teşekkür ediyoruz.


25 Şubat 2013 Pazartesi

BİR İBRAHİM ORMANCI ÖYKÜSÜ !...

 
 
 

 

BİRGÜN ŞEHİRDE İNTERNET KESİLDİ !..

 

Günlerdir lodos şiddetli şiddetli esmekte.  Sonunda lodos yaptı yapacağını.  Şehirdeki bütün internet bağlantıları gitti. Baktım karıma, almış eline kitabı okuyor....

 

- Sen saçlarını mı boyattın hatun ?

- Ooo saçımı boyatalı 2 hafta oldu ?

- Vallahi görmedim...

- Görmezsin elbette. Sabahtan akşama değin bilgisayarın başındasın.. Sen gözlük çerçevesini mi değiştirdin adam ?

- Bana sabahtan akşama değin bilgisayar başındasın diyene bakın hele...

- Eline gözüne dursun, yemeği kim yapıyor ?

- Bir haftadır pizzacıdan sipariş veriyoruz ya...

- Hastayım sen neden anlamıyorsun ?

- Hasta olan gider yatar...

- Sen grip olunca neden yatmadın ?

- Ama ben sanatçıyım...

- Hadi oradan elin yabancı kızlarıyla yazışıyorsun...

 

Baktım bu bir aile faciasına doğru gidecek. Canım yurdum gazetelerinde '' Kadına yönelik şiddetin bir yenisi daha eklendi '' diye hakkımda haber yapılacak.. Bu kez oğluma baktım.

 

- Bu kılık kıyafet ne eşşek sıpası ?

- Baba okul kıyafetleri serbest bırakıldı haberin yok mu ?

- Benim niye haberim yok lan ?

- Baba okuldan kağıt verdiler. Sende '' Annen imzalasın '' dedin ya...

- İmzaladı mı ?

- O da facebookta oyun oynuyordu. Onun yerine ben imzaladım...

 

Neyse bu arada kapı çaldı... Baktım 40 yıllık arkadaşım Hasan ve ailesi.

 

- Siz nereden çıktınız ?

- Bu apartmana taşındık ya...

- Benim niye haberim yok ?

- Taşınmadan önce facebookta duyurduk. Seni de etiketledim ya..Asıl ben sana sorayım. Niye gelmediniz bunca aydır ?

- Vallahi görmedim Hasan'cığım. Siz niye gelmediniz ?

- Eeee iş güç. İnternet  kesilince boş kaldık.

 

Sonrasını anımsamıyorum... '' Baba yapma sakin ol '' sesleri arasında.... Evde gördüğüm büütün bilgisayar kablolarını kesmişim... Dizüstü ve masa üstü bilgisayarını pencereden attım. Hadi dizüstünü atarsın. Ama mas üstünü nasıl attım. Ben de şaşırıyorum... Şimdi mi ? Akıl hastanesinde geçen 1 yıldan sonra dağ başında bir köyde bir baraka buldum..Ev ahalisi gelmedi. Çünkü henüz burada cep telefonları bile çekmiyor... Bana arasıra bilgisayarda yazdıkları mektupları geliyor. Onu da köyün muhtarı ayda bir şehire indiği vakit getiriyor. Benim oğlan evlenmiş. Bir torunum olmuş. Benim ismimi koymuşlar. Şehire inip torunumu görmek istiyorum ama yine bilgisayarlara saldırırım diye korkuyorum...Akıl hastanesinde 1 yıl geçirmek hiçte iyi bir şey değil hacı...

 

İBRAHİM ORMANCI

22 Şubat 2013 Cuma

YASEMİN PFORR'UN '' DURUN İNECEK VAR'' KİTABI ÇIKTI !...

 
 
 

 
 
Yasemin Pforr, Türk bir anne ve Alman bir babanın kızı olarak İzmir’de doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitim hayatından sonra hemen iş hayatına atıldı.27 sene ticaret hayatının çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2010 yılında işhayatını bırakıp yazı yazmaya başladı. O zamandan beri yazdığı denemelerini DURUN İNECEK VAR adlı kitapta topladı. 27 senedir adım adım tırmanarak en üst seviyeye geldiği iş hayatını bir anda bırakan Yasemin Pforr, kitabında bu kararından sonra geçirdiği sürede yaşadıklarını, düşüncelerini, duygularınıpaylaşıyor okuyucu ile. Kitap Cinius Yayınları’ndan çıktı.





7 Ocak 2013 Pazartesi

KONTRA EDEBİYAT'TAN ÇOK ÖNEMLİ BİR RESİM !....



Yukarıdaki resim Sevgili Nazlı Eray'dan - izni alınarak- yayınlamıştır.
Nazlı Erayın ağzından ;
'' Tesadüfen bulduğum kıymetli bir fotoğraf —  Mustafa Şerif Onaran, Metin Altıok, Nazlı Eray, Özel Arabul, Cemal Süreya ve Özdemir İnce ''

Nazlı Eray'a çok teşekkür ediyoruz.