28 Ağustos 2011 Pazar

ŞAİR SEYHAN ERÖZÇELİK'İ YİTİRDİK !...



Bir süredir karaciğer kaynaklı hastalıkla mücadele eden Seyhan Erözçelik yaşamını yitirdi.Erözçelik'in şiirleri, Şiir Atı, Gösteri, Gergedan, Argos, Defter, Sombahar, Adam Sanat ve Kitap-lık gibi dergilerde yer aldı. 1986'da arkadaşlarıyla birlikte Şiir Atı Yayıncılık'ı kuran Erözçelik, "Şiir Atı" dergisinin yönetimine katıldı.Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği üyesi olan Erözçelik'in ilk şiiri kitabı olan "Düştanbul" 1982 yılında yayımlandı.

Kitapları : Yeis ile Tabanca (1986) Hayal Kumpanyası (1990) Kır Ağı (1991) Gül ve Telve (1997) Şehir'de Sansar Var! (1999) Yeis (2002) Kitaplar (2003, daha evvel yayımlanmamış şiir kitapları Kitap, Bitti. ve Kara Yazılı Meşkler ile birlikte) Yağmur Taşı (2004) Vâridik Yoğidik (2006) Rosestrikes and Coffee Grinds (2010, Murat Nemet-Nejat tarafından yapılan Gül ve Telve adlı kitabının İngilizce çevirisi) entimento (2011)

Üç

Maske takıp, karışıyorsun kalabalığa. Hayvanlarla
insanların bir arada oldukları bir kalabalık. Kanatlı
bir cüce, yahut cüce bir melek, seyrediyor her şeyi.
Ellerinde balıklar ve kuşlar var. Atıyor kalabalığın
üzerine. Kuşlar uçuyor, balıklar insanların gözlerine
dalıyor ve yüzmeye başlıyor. Solungaçlar, insanların
irislerini yırtıyor. Uçan kuşlar, ateş topları kusuyor.
Kuşlar kötü. Balıklar iyi. Kanatlı cüce, yahut cüce
melek, o da kötü.
Sakın kendini, maskeyi takma, kalabalığa karışma!
(O, italik, kalabalığa karışma…)
Kalabalıktaki insanlar, ruhlarını karıştırıp kukla
Oynatıyorlar gökte.
Aydınlık bir mesafeden, rüzgar gibi biri geliyor. (Rüzgar
gibi gelmiyor. Yani zarf değil. Kendisi rüzgar gibi.
Duruşu, bakışı, her şeyiyle…)
Dağıtıyor kalabalığı, kuşları, balıkları, ateş toplarını,
kanatlı cüceyi, yahut cüce meleği…
Senin kalbinde de, iyi yürekli bir horoz ortaya çıkıyor,
doğuyor içine…
Masal gibi bir fal işte!

(Gül ve Telve’den)


23 Ağustos 2011 Salı

YELDA KARATAŞ '' YÜZLEŞME '' ŞİİRİYLE KARŞIMIZDA !...


Yelda Abla'nın şu sözlerini de sizinle paylaşalım. '' Sevgili İbrahim, sevinç duyarım. Dileyen paylaşabilir... Her yerde. ''. Biz de, YÜZLEŞME şiirini bizimle paylaşma onurunu verdiği için Yelda Abla'mıza çok teşekkür ediyoruz.

YÜZLEŞME

Suyu toprağı havayı ve ateşi yorumladım
Düşlerimiz kadardı Tanrı’nın boyu
Geçmişi karanfilli o çocukluk şarkısı dilimde
Kan çanağı bir ülke dünya
Gözyaşları toprağı yakan bu coğrafyada
Kendimize ağlıyoruz aslında akasyalar bahane

Yurdum benim sana en açık sözler yazdım
Baş parmağımı sığdıracağım bir tetik yok
Tek bir çocuğun gözyaşını taşıyamaz kalbim
Tarihin duvarına bıraktığım gerçeği hiç okumaz mı gönül dilin
Sesin soluğun kin bildiğim tüm tanrılar utanıyor sessizce
İki anası bir araya gelmez bu cihinnette kendimi nereye koyayım

Ey halkım söyle
Ekmeksizim senin kadar kara tenceremin kapağı
Demir kanatları ruhumu kanatan bu kimsesiz göğün altında
Kuşların yüzüne bakamaz oldum

Sen ki klaptan ağacının sırrısın bir masalsın türkülerin dilinde
Üryan gezen incirin olgun öfkesi
Ve ‘ en bilgin ayna ‘ yüzün deniz içinde
O ipek çırpınışındaki isyanı göster dağlara kentlere
Rüzgârın yelesinde yılkı atının gecesini dinle


Bir daha inanalım göğün mavisine
Bir daha koşalım suyun sesine
Ve
Bir daha doğrulalım topraktan haklılığın ateşiyle…

Yelda Karataş
Ağustos, 2011

22 Ağustos 2011 Pazartesi

ELİF SOFYA BU KEZ '' KÖRLEŞME '' ŞİİRİYLE ARAMIZDA !....

Türk Şiirinin en güçlü temsilcilerinden Elif Sofya'nın bu kez KÖRLEŞME şiirini yayınlamaktan onur duyuyoruz. Kendisini şiirlerini KONTRA EDEBİYAT ile paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.


Körleşme


Şimdi burada siyah
Şimdi burada kör oldum
Bir hayret sesi buldum çabucak
Sonra suya ve suça batmış ıslıkları duyacaktım.

Sırtını bırakmış gölgeye
Görünmeyen bir meyveye hunharca
Omurgası orada kuruyup dökülecek dediler
Mutantan bir yürüyüş aradım
Bir gidiş geliş haritası
ve esnek acılar aradım
Aklımı çeldim, çelmeledim
Burası uzun zaman önceydi
Süresini sürmeyen vakitler gibi
Tekrarlanıyordu körleşme
Zaman mekândan ayrılıyordu gizlice

Sesimin içi söyledi
Öl şimdi
Öl şimdi
Sadece ölürken öğreneceksin ölmeyi.

ELİF SOFYA

ELİF SOFYA ARAMIZDA !....

Türk Şiirinin son yıllarda en başarılı temsilcilerinden Elif Sofya 2 şiiriyle aramızdadır. Sizi ilk önce Elif Sofya'nın RUH şiiriyle başbaşa bırakıyoruz.

Ruh


Belki zaman
üzerine ses düşmemiş sabahtı

Siz bu biraz uykusuz
Boş bu biraz gözlerle
Bir kere
Geçemezdiniz hırçın ağaçlarlı ormanı.

Ama işte
Hammaddede bu düğüm
Kökte kötü bu işaret
Ağzınızda akmadan duran
ölü bir dil

Kimmiş sizi süzerek üzmüş
birkaç kişi
Çetin ceviz kokunuzu almadan
Anlamadan göklerdeki işbirliğinizi
Kırılmış mı size
yolların düz çizgileri

Şimdi sarsılarak yerinizde
Ölçün yüzdeki çizgilerin oynak anlamını
Derinliklerin içine iç çekerek
Ve geçirerek bakın
Beynine ruh diyebilmişlere karışın

Darmış bana size mavi olanlar
Hayat farkından sonra başlar.

ELİF SOFYA

15 Ağustos 2011 Pazartesi

100.CÜ BLOG...100.CÜ YAZI !...

100.CÜ BLOG...100.CÜ YAZI !.

..
Dile kolay...Tam KONTRA EDEBİYAT'ta ilk blog tam 5 yıl önce 2007'de başlamış. Oğlum Enver Tuna henüz 1 yaşındaydı. Yeni yeni yürümeye başlamıştı. Bugün oğlum Enver Tuna 6 yaşında. Yakında okullu olacak. Allah oğluma sağlıklı, uzun ömür versin. Bülbül gibi şakıyor. Susturmakta başarısız kalıyoruz, itiraf ediyorum !...

KONTRA EDEBİYAT, hep çok seçici oldu, adeta kılı kırkı yardı. Asla duruşunu bozmadı, asla boyun eğmedi. Salt edebiyattan asla ödün vermedi.Bazen günlerdir yazmadığım oldu. Ama,hiç pes etmedim. Uzunda olsa mola verdikten sonra, bu uzun edebiyat koşusuna devam dedim....
KONTRA EDEBİYAT'ta emeğe çok büyük özen gösterdi. Süheyla Taşçıer, Tülay Çellek gibi değerli sanatçılarımızdan şiirlerini kullanmak için izin aldı. Ayrıca 25 yıldır tanımaktan onur duyduğum, şiirlerini ve kendi objektifinden çektiği resmi KONTRA EDEBİYAT'ta paylaşmama olanak verdiği için, şiirimizin dayen ismi Yılmaz Odabaşı Ağabey'ime çok teşekkür ediyorum.
KONTRA EDEBİYAT'ın blog sayfasında, Sylvia Plath, Nilgün Marmara'nın resimleri ve Şair Kardeşim, Soysal Ekinci'nin kitabınının kapağı vardır. Ayrıca şair olmadığı halde, aramızdan çok erken ayrılan Yard. Doç Dr. Ebru Taş'ın resmi. Bütün bu kişilerin ortak paydası yaşamak yerine özkıyımı - intiharı - yeğlemeleridir. Tpkı 10 Mayıs 1989'da canına kıyan dayım Enver Zengin gibi. Ben onları hiç unutmadım, hiç unutmayacağım da !...Aslında onlar için yazıyorum.
KONTRA EDEBİYAT yoluna devam ediyor ve devam edecek...
Sevgilerimle !...

İbrahim ORMANCI




ASAF HALET ÇELEBİ ; İBRAHİM !...

İBRAHİM

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîmgüneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı

ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim
&

Asaf Halet Çelebi


ORHAN VELİ KANIK'IN EN SEVDİĞİM ŞİİRİ, KAPALIÇARŞI !...



 
 
 
 
 

























KAPALIÇARŞI

Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
Sandık odalarında;
Senin de dükkanın öyle kokar işte.
Ablamı tanımazsın,
Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;
Bu teller onun telleri,
Bu duvak onun duvağı işte.
Ya bu çamurdaki kadınlar?
Bu mavi mavi,
Bu yeşil yeşil fistanlı...
Geceleri de ayakta mı dururlar böyle?
Ya bu pembezar gömlek?
Onun da bir hikayesi yok mu?
Kapalı Çarşı diyip geçme;
Kapalı Çarşı,
Kapalı kutu

ORHAN VELİ KANIK


YILMAZ ODABAŞI AĞABEY'İN HEM OBJEKTİFİNDEN, HEM KALEMİNDEN !...


SANA YAĞMUR DİYORUM

Gidersen hani sığınaklarım?

Eksilir, zarar kalırım…Kalırım!

Yeni günün tenine dağılır yaralarım.

Sana yağmur diyorum…


Uzun boylu umuttun,

tadında unutuldun.

Nerde büyük uçurumların,

kış suların, yaz uykuların?



Sana yağmur diyorum ıslaklığım bundan.

Yağ da ıslanalım, ama uslanmayalım,

uslanmayalım!


Gün, vursun yükünü gecenin hırkasına;

yol, vursun sesini uzaklığın pasına,

sesime kibrit çaksan tutuşacağım…

Sargısızım,

çoğalırım,

çoğaldıkça arsızım!


Sana yağmur diyorum…


En haklı aşk,

alkışsız sürebilendir

ve en haklı kavganın öznesi,

ölmemek için dövüşürken de ölebilendir…


O an…

İşte o an,

ey bizi ayrı takvimlere düşüren zaman,

yere bir bahar dalı düşmüş gibi mi olur?

Sıradağlar mı tutuşur bağrının orta yerinde?


Yeter, kan sıçratmayın sabahın seherine.

Boğulursunuz…Boğulursunuz!

Yılmaz Odabaşı/1987, Diyarbakır

Not : Yılmaz Odabaşı Ağabeyin objektifinden '' Dolunay'da Hasat '' resmini blogumuzda kullanmak için kendisinden izin aldım. Ama, bu muhteşem güzelliği, yine Yılmaz Odabaşı'nın bir şiiriyle size sunmak istedim. Elbette Yılmaz Ağabey'ime sonsuz teşekkürlerimle...

14 Ağustos 2011 Pazar

KARACAOĞLAN'DAN BİR ŞİİR !



















CAN VERMEYE DERMANIM MI VAR

Üryan geldim gene üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eder
Benim can vermeye dermanım mı var

Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-u mahşerde divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yuklu kervanım mı var

Er isen erliğin meydana getir
Kadir Mevlam noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var

Karac'oğlan der ki, ismim öğerler
Ağı oldu yediğimiz şekerler
Güzel sever diye isnad ederler
Benim Hakk'tan özge sevdiğim mi var -KARACAOĞLAN-

TÜLAY ÇELLEK'TEN BİR ŞİİR !...


RÜZGAR
Rüzgar
Bir de yalnızlığı uçursa
Gönülleri buluştursa

...Rüzgar
Bir de mavileri uçursa
Yıldızları buluştursa

Rüzgar
Bir de kırmızıları uçursa
Heyecanları buluştursa

Rüzgar
Bir de saçları uçursa
Sevgilinin yüzüne dolasa

Rüzgar
Bir de aşkı uçursa
Tutkuları buluştursa

Ne iyi olur…

09 – 09 – 2010 / İSTANBUL

13 Ağustos 2011 Cumartesi

İRONİK BİR ŞİİRİM !...



ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİRİM MODERNİTE !...

Televizyonlarda uçuşurken bip'ler
Pop yıldızı olmuşsa eğer tabipler
Zalime arka çıkmaya başlamışsa garipler
Önünde saygıyla eğilirim modernite
***
Köşesine çekilmişse edipler
Gitgide küstahlaşıyorsa eğer edepsizler
Klavye varsa kahramanlar, klavye yoksa kediler
Önünde saygıyla eğilirim modernite
***
Çok konuşurlar belki ama hiç dinlemezler
Her devrin adamıysa eğer densizler
Hallerine bakarsan facia , sormayın bir tripler
Önünde saygıyla eğilirim modernite
***
Gelene ağam, gidene paşam diyenler
Bilge pozlarındaysa eğer cahiller
Nasıl gelecek acaba güzel günler ?
Önünde saygıyla eğilirim modernite ( İbrahim ORMANCI )






12 Ağustos 2011 Cuma

SALAH BİRSEL'DEN BİR ŞİİR ; HACİVAT'IN KARISI !...


HACİVAT'IN KARISI

Hacivat'ın karısı
İncecikten yeldirmeli
Göz kaş oynatmalı
Gerdan kırmalı
Beden sarmalı

Gülmeli güldürmeli

Rakı süzmeli
Aşık üzmeli
Şiir düzmeli

Hacivat'ın karısı
Beyoğlu'nda gezmeli - Salah Birsel -

11 Ağustos 2011 Perşembe

YILMAZ ODABAŞI İÇİN BİR ŞEYLER YAZDIM !...


Ön söz !...

Yılmaz Ağabey için ne yazacağımı inanın bilmiyorum. Onunla İzmir Konak'ta bir çay bahçesinde karşılaşmamızın üzerinden tam 25 yıl geçti. O zamanlar henüz 18 yaşında bir gençtim. Yılmaz Ağabey bana adını söyleyince '' Yurtsuz Şiirler '' i bir çırpıda söylemiş ve o bunu nasıl bilebildiğime çok şaşırmıştı.
Yılmaz Ağabey'in şiirleri ve yazıları hakkında bir değerlendirmede bulunma hakkını kendimde bulamam. Benim burada sözetmem gereken başka bir şey var. Ben 43 yılı devirmiş yaşamımda, nice halktan yana solcu kalemler gördüm. Konuşunca mangalda kül bırakmayan bir şair ağabeyimizi biliyorum örneğin. erkesin önünde Marlbro sigarası içmekte bile beis görmüyordu. Hani nerede kaldı senin emperyalizm karşıtlığın ?
Bir imza gününden bir imza gününe, bir panelden ötekisine koşturanlar tanıdım. İnsanların kendisine duyduğu sevgisini, daha çok kitap satmaya, daha çok rahat yaşamaya tahvil eden insanlar bunlar. Haliyle, sürekli kendilerini tekrar eden ve hiç geliştiremeyen kişiler bunlar.Halktan kopan ve halkın acılarını anlamaktan aciz insanlar ne yazık ki. Ve hep merak etmişimdir. '' Bir gün burada, yarın başka bir yerde. Bu kişiler üretmeye nasıl fırsat bulabiliyor ? ''. Ve yanıtını bulamamışımdır.
Yılmaz Ağabey bu yönüyle memlekette gördüğüm en dürüst aydınlardandır. Hiç bir zaman popülerlik, çok satma, köşe kapma, rol çalma derdinde olamış ve hiç bir zaman kimseye eğilip bükülmemiştir. Vallahi şahidiz.
Seni seviyoruz Yılmaz Ağabey.....O yüzden Bülent Ortaçgil'in şarkısında olduğu gibi '' Oyuna devam '' diyorum sana. Sevgiler...


.
İBRAHİM ORMANCI
Not : Yılmaz Ağabey'in engin hoşgörüsüne sığınıp blogumuza onun çok sevdiğim bir şiiri alıyorum



BİR NEHRİN TÜKENİŞİ
Hasretin kançanağı gözlerinde oturuyorsun;
seni soruyorum
hiçbir şey bilmiyorsun…

Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım;
sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın...

Tükenişi bir aşkın,
bir nehrin tükenişine benzer.
Ne deniz olabildin,
ne nehir kalabildin...

Kendin ol, kendin ol…
Sen buysan başkası ol!

Buysan kederden öleceğim,
başkası olursan de kimi seveceğim?

/Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen;
oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen.../

YILMAZ ODABAŞI




9 Ağustos 2011 Salı

ARTIK AYAĞA KALKMA VAKTİDİR !...

Çok kontra yumruklar yedik yaşamda,
Çok geceleri uykusuz geçirdik...
Yakınıp durduk boyuna,
Heyhat zulüm bitmedi,
Heyhat çoğaldı zalimler aksine,
Hep hazan düştü payımıza,
Mutlulukları kaçırdık...
Eeee yeter be,
Artık ayağa kalkma vaktidir !...
***
Hep bir şeylerden şikayetçi olduk,
Hep hayıflandık...
Hep birilerinin bizi anlamasını bekledik,
Hiç anlaşılamadık.
Savunmada kalmayı marifet sandık.
Hüz

nü heybemizden atmanın tam vaktidir.
Gülümsemekte bize yakışıyor yahu,
Miskinliği bırakın, uyanın heeey,
Artık ayağa kalkma vaktidir !... ( İbrahim Ormancı )