15 Nisan 2026 Çarşamba

ÖLDÜM


 













ÖLDÜM




Beni hep ketenpereye getiren yazgı,

Gözyaşlarımı sebil mi sandın ?

Bir Nisan günü ılık bir havada,

Ölmekten korkacağımı mı sandın ?


***


Bir zeval vaktinde sıra sıra,

Ciğerimi parçalayanlar gitti.

Ezelden ebede kapısında kul olduğum,

Zülfikarıyla Şahı Merdan gitti.


***


Biliyorum zarlar hileli, hep yek,

Bir serçeyim , her sapan taşında öldüm.

Kimsenin kapımı çalmadığı bir bayram günü,

Derin uykulardan uyanamadım öldüm !...


İBRAHİM ORMANCI

5 Nisan 2024 Cuma



FİGEN FÜSUN PEHLİVAN VE KELEBEK TOZU !..


Sevgili Figen Füsun Pehlivan'ın İzan Yayınlarından çıkan öykü kitabı '' Kelebek Tozu '' kitabını okudum. Öncelikle öykü başlıkları oldukça sade, tümceler oldukça yalın. Konular insanın yüreğini kanatan , kabuk bağlamış yaralar. İnsan kendi geçmişinden kopamıyor, sürekli geçmişine seyahatlar yapıyor değil mi ? . Bugün Flash Tv'de İlahiyatçı Cemil Kılıç çocukken yaşadığı bir şeyi anlattı. Öğrenciyken , İstiklal Marşını o diğer arkadaşlarından iyi okuduğu halde okutmamışlar, çünkü kılık kıyafeti kötüymüş. Hangimizin geçmişte yaşadığı böyle bir trajedi yok ?



Füsun , çok yetenekli, çok yönlü bir sanatçı. Hem yazıyor, hem de çok güzel karakalem resimleri var. Çok daha iyi yerlerde olması gerekmez miydi ? . Gerçi kendisinde bir Derviş sabrı olduğunu biliyorum. Bazen onu eleştiriyorum. Bana dediği sadece '' - Peki Hocam ''. Yani onun yerinde ben olsam kendime '' Ne diyorsun be ? Çok bilmiş , ukala '' derdim kesinlikle.



Füsun'a en çok şunu söylüyorum. '' Didaktik olmayı bırak. Duygularını, kadınlığını, anneliğini yansıt ''. Sonra düşünüyorum. '' Kim bilir neler yaşamıştır da böyledir ? '' diye. Ben zulmün yatılı okullarında dayak yedim, haksızca sınıfta kaldım. Hiçbir zaman çok yakın arkadaşım, dostum olamadı benim. Neden ? . Çünkü yatılı okul öğrencisisin, gurbettesin. Karşına türlü türlü insan çıkıyor. Niyetlerini bilemiyorsun. O yüzden her zaman insanlarla arana bir mesafe bırakıyorsun. Kendini korumak için.



Kitaba adını veren öykü '' Kelebek Tozu '' ama benim en sevdiğim öyküsü '' Saçlarımın Öyküsü ''. Orhan Veli Kanık şairdir ama onun '' Kapalıçarşı '' şiiri bambaşka bir şeydir. Füsun bir yazardır, hem de iyi bir yazar ama '' Saçlarımın Öyküsü '' bambaşka bir şeydir.



Kitapta , 12 Eylül öncesi var, Metin Göktepe var. 12 Eylül'de 12 yaşındaydım ben. Bir Ortaokul öğrencisi. Liseliler Ortaokul'u basmıştı. Sağcılar, İclal Öğretmenimizi, Halit'mizi katletmişti. Alaşehiir'de duvarlara '' İclal'in, Halit'in hesabı sorulacak '' diyordu. Yıllar sonra İclal Öğretmenin bir yaşında öksüz bıraktığı kızı Eylem ile tanıştım ben.



Maraş olaylarını gazetelerden okumuştum. 12 Eylül'de kitaplarımızı saklamak, gömmek hatta yakmak zorunda kalmıştık. 12 Eylül'ün akabinde benim için zulmün yatılı okul yılları. Uğur Mumcu'larla, Mustafa Ekmekçi'lerle, Mümtaz Soysal'larla tanıştım ve hak arama mücadelem.



Füsun'un kitabı için daha ayrıntılı bir yazı yazacağım. '' Kelebek Tozu '' kitabının en iyi yönü bellek, unuttuğumuz değerler oldu. Herkes Grup Yorum'un '' Haklıyız Kazanacağız '' şarkısını bilir. Ama 1 Mayıs Gösterilerinde bir Trafik Polisi tarafından katledilen Mehmet Ali Dalcı'yı ve Grup Yorum'un '' Haklıyız Kazanacağız '' şarkısını Mehmet Ali Dalcı için yazdığını bilmez.



Füsun'un '' Kelebek Tozu '' kitabını okudum. Çocukluğuma geri döndüm. Gözlerim nemlendi, boğazım düğümlendi. Şimdi bir evim ve 3000'den fazla kitaba sahip olan Kütüphanem var. Diğer vatandaşlara göre görece iyi yaşam koşullarına sahibim. Ama ah çocukluğuma geri dönsem, keşke İclal Öğretmen , Halit katledilmese. Keşke Eylem ile komşumuzun kızı olarak bir tanışıklığımız olsaydı. Yıllar sonra anneannesinin cenazesinde karşılaşmasaydık.



Ah Füsun sen neler ettin bana, seni gidi zalim. Cesaret , daha fazla cesaret. İyi bir Yazar olacaksın. On yıl sonra iyi bir yazar olduğunda imza gününde karşına gelsem beni tanımazlıktan gelmeyesin sakın. Biliyorum gıcık oluyorsun bana. Ama ne yapayım. Ben böyleyim kuzum, ben böyleyim ahretlik !..




İBRAHİM ORMANCI






30 Aralık 2020 Çarşamba

O ARDICIN ALTINDA





O ARDICIN ALTINDA


Aylar ayları kovaladı,

Sevgilim şimdi nerelerdesin ?

Uçan kuşlar haberini getirmiyor,

Ördüğün yeşil kazak hala üstümde,

Nasıl söylesem bilmem ama,

Hala belleğimde,

Hala deli gibi özlenmektesin..


***


Son kez şöyle bir sarılmadan,

Sen gittin...

Ben aşkın namusunu kurtarmak adına,

Seni o ardıcın altında beklemekteyim !...


İBRAHİM ORMANCI



19 Ekim 2019 Cumartesi

SEVGİLİ AYFER ÇEBİ '' AKLIMIN DUVARLARI '' ŞİİRİYLE KONTRA EDEBİYAT'TA !...





















AKLIMIN DUVARLARI



Bazen bir sigara tiryakiliğinde
Vurursun aklımın duvarlarına da
Kabullenmeyişlerimin olanca hırsıyla
Kaparım gözlerimin perdelerini
Islattığım avuçlarımın çaresizliğinde
Ağız dolusu küfürler olursun dilimde
Söverim gelmişine, tüm geçmişine
Yorgun dalgalar gibi vururum
Limansız kıyılarının kum tanelerine
Ve sonra düşünürüm bir içimlik de olsa
Çeksem diyorum içime bırakıp salmasam
Duman duman savursam diyorum
Efkarımın darmaduman koylarına
Ve hep öylece oturup kalsan
Ciğerlerimin tam orta yerinde

______//\\ Ayfer Çebi //\\______


22 Ağustos 2019 Perşembe

UNUTMA




























UNUTMA

Tökezlediğinde,
Kendini bilinmeyen bir gezegene,
İniş yapan bir uzaylı farzet.
Karşılaştığın her şey yabancı...
Bastığın toprak,
Duyduğun sesler,
İçtiğin su,
Soluduğun hava,
Karşılaştığın canlılar yabancı..

Çok zaman oldu değil mi ?
İnsanlarda sevgi, vicdan, insaf gibi kavramları,
Aramayı bırakalı sahi ...
Ağlamayı zayıflık olarak biliyorlar,
Aldırma...
Ağlayabildiğin kadar insan,
Sevebildiğin kadar özgürsün unutma. !...

İBRAHİM ORMANCI

Görsel , çok sevdiğim kardeşim Berna Kabacaoğlu'na aittir. 


16 Mayıs 2018 Çarşamba

İFTİRA !....




İFTİRA

Karanlıklar Kontesi Sabrina kızı Balçık'ı okula uğurlamadan önce kocası olacak Primat Haydar ile telefonda konuşuyordu. Belli ki Primat Haydar , yine bir meyhane köşesinde demleniyor ve kendisine kızacak diye karısına iltifatlar yağdırıyordu.

    - Nasılsın benim iki gözümün nuru Sabrinacığım ?
    - Nasıl olacak Haydar, kızı okula uğurladıktan sonra işe gideceğim. Ben çalışayım sen keyfine bak. Bu arada hayrola sen demlenmeye sabah mı başlıyorsun artık ?
    - Hiç olur mu karıcığım ? Aşk olsun. Aç koynunu kuş dolsun.
    - Yalan söyleme Haydar. Bak söylemedi deme, kızın da sana benzemeye başladı.
    - Ne gibi canikom ?
    - Aynı senin gibi yalancı, riyakar ve iftiracı.
    - Hayırdır iftira derken ne demek istiyorsun ? Yine Mazlum olacak ağabeyin mi aklına geldi ?
    -Yok kötü kötü kabuslar gördüm gece.
    - Ne gördün bakalım kraliçem ?
    - Sorgu meleklerini gördüm. Beni sorguya çekiyorlardı. En sonunda '' Sabrina sen yaşamında ağabeyini çok üzmüşsün ve iftira atmışsın. Ağabeyin olayı ilahi mahkemeye intikal ettirdi. O yüzden cezanı çekip öyle cennete gideceksin '' dediler.
    - Canım bu denli üzgün isen bir ara kendisini.
    - Olayların fitilini ateşleyip şimdi masum pozlarında konuşma Haydar. Seninle evlendiğim güne lanet ediyorum.
    - Aman iyi iyi. Balçık ne yapıyor ?
    - Okula gitmeden instagramdan arkadaşlarına subliminal mesajlar veriyor yine.


***

Balçık kız türünün son örneği bir kızdı. Onu tanımlamak için Türk Dil Kurumunun bulduğu en hafif sözcük fettan idi. Küçük yaşına karşın , ortalık karıştırma ve iftira konusunda ihtisas yapmış bir kişilikti. Servisi gelince annesine seslendi. '' Anne ben çıkıyorum ''. Ve gözlerini babasının genlerinden aldığını belli edercesine kısıp ;

- Bugün Allah için kimlere iftira atacağım bakalım...
- Kızım sende hiç mi vicdan kırıntısı yok ? Boşuna senin savunuculuğunu yapmışım. Senin yüzünden en yakın sevdiklerimi yitirdim.
- Çok konuşma mami. Ben babamın kızıyım. Ve biliyorsun bu evde her zaman bire karşı ikiyiz.    Sen mutsuz azınlıksın . Ha ha ha.
- Böyle konuşma. Bak beni ilahi mahkemede şikayet edecek kişiler var.
- Babamın ilahi mahkemelerde mutlaka tanıdığı hakim ya da savcı tanıdıkları vardır.         Geleneksel insanlara olta atma yöntemi anacığım biliyorsun değil mi ?
- Hay bilmez olaydım.

***

Karanlıklar Kontesi Sabrina, pencerede yağan yağmuru seyretti. Akşamı yine nöbete gidecekti. '' Git gel Konya altı saat '' diye düşündü. Keşke yağan yağmur insanların içindeki her türlü, kirliliği , kumpası , sinsiliği ve hileyi yıkayıp götürseydi. '' Herkes depresyonda ama ben açmazdayım '' diye düşündü. Telefon edip, o gün yaşananları anlatacağı insanlar yoktu artık yaşamında. İşe gidiyordu. İçindeki nedamet maskesini çıkarıp , iyilik perisi maskesini giymenin tam sırasıydı. Çevresindeki insanlar onu iyilik perisi sanıp duruyordu. Oysa o , sağa sola çatıp duran serseri bir mayın triosunun orta göbeğindeydi. Camların buğusuna '' Nereye kadar ? '' diye yazdı. Birden '' Nereye kadar ? '' diye bağırdı. Primat ile evlenirken uyarmıştı Mazlum onu. Oysa o ona teşekkür yerine tam bir mezalim yaşatmıştı. '' İyilik perisi maskesini takmalıyım . Çevreme ışık saçmalıyım '' diye düşündü. Birden kendini çimdikleyesi geldi. Keşke bir kabusun, karabasanın içinde olsun. Ama bu yaşam yüzde bin beş yüz gerçekti. Bu yaşamı kendisi yeğlemişti. Primat Haydar ve kızı Balçık ile çekirdek çiğneyen ve o çekirdekleri fütursuzca başkalarının evlerine, bahçelerine atan bir çekirdek aile. '' Hep yalnız kaldığımda vicdan hesaplaşmalarım başlıyor '' diye düşündü birden. Gidip namaz kılmak istedi . Allah'ı bile kandırmaya çalışmak. Sabrina çok ama çok mutsuzdu.

***

Primat Haydar kendisinden beklenen çakallıkla karısı akşam gider gitmez eve damladı. Meyhanelerde demlendiği yetmiyormuş gibi , büfeden aldığı alkolü bol bira ve kuru yemişle eve geldi. Kızı Balçık da servisle eve geldi.

- Kızım sen mi geldin ?
- Hayır baba hafakanlar geldi.
- Bakıyorum çok fettansın bugün.
- Eeee senin genlerini taşıyorum ne de olsa.
- Anan olacak kadın yine Mazlum'u düşünüyor.
- Al Mazlum'un ahını. Doyamadın bir kez daha al.
- Baba-kız dayın olacak herife mükemmel bir kumpas kurduk. Seninle gurur duyuyorum kızım.
- Ben de seninle gurur duyuyorum peder bey. Uçan kuşu bile dolandırdın.

***

Karanlıklar Kontesi Sabrina'nın kahve falına akşam iş arkadaşı Süheyla bakıyordu.

- Sabrina böyle bir şey görmedim.
- Ne gördün ? Eee anlatsana.
- Senin falında kabak gibi bir sözcük çıkıyor.
- Neymiş o ?
- Ne olacak Sabrina ? Vicdan.

Süheyla'nın '' Vicdan '' demesiyle bir, Sabrina'nın boğazına bir şeyler düğümlendi. Birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Eli telefona gitti. Mazlum'u aramaya ya da kısa mesaj çekmeye yeltendi. Ama yapamadı işte. Mazlum'a komplo kurup, iftira attığı için kendisinden ve çekirdek ailesinden utandı.

***

O günden sonra her gece Sabrina'nın rüyasına ak sakallı bir dede girdi. Ve ak sakallı dede her defasında Sabrina'ya aynı şeyleri diyordu.

- Kızım , birisine iftira atmışsın. Bu hatanı düzeltmelisin. Bu ah seni bitirir.
- Biliyorum dede. Bu iftiranın mimarları Primat Haydar ve Balçık. Atayım mı onları yani ?
- Gerekirse atmalısın. Sen onları değil onlar seni yola getirmiş.

***

Her gece rüyasına giren ak sakallı dededen sonra Sabrina kan uykusundan sıçrayarak uyanıyordu. Telefon çalmaya başladı. Arayan annesiydi.

- Sana bir acı haber vereceğim kızım.
- Ne haberi anne ?
- Ağabeyin Mazlum'u yitirdik bu sabaha karşı. Şu an cenaze buraya geliyor.
- Hemen ben de geliyorum anneciğim.
- Sakın gelme kızım. Ağabeyin Mazlum'un vasiyeti var '' Sabrina cenazeme ve kabrime asla gelmesin. Onu ilahi mahkemeye şikayet ettim. Allahu Teala versin hakkımızda nihai kararı.
- Desene o zaman işim kötü anneciğim.
***

Telefonu kapattı. Kızı Balçık uyanmıştı. Birden kızına bir şamar attı.
- Ne oluyoruz anacığım ? Sen kaşınıyorsun. Sen azınlıksın unuttun mu ? Bire karşı ikiyiz.

Birden Sabrina hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Son pişmanlık fayda etmiyordu. Bu sırada pencere açıkta kalmış, çok sevdiği muhabbet kuşu da kafesinden firar edip uçup kendisini terk etmişti !...



İBRAHİM ORMANCI





5 Mart 2018 Pazartesi

2018 YILININ İLK BLOGU ; NİLGÜN KOÇ'UN UNUTULMAYAN ŞİİRİ !....


2018 yılının ilk blogu olarak çok sevgili arkadaşım Nilgün Koç'un UNUTULMAYAN şiiri. Sevgili Nilgün Koç'a çok teşekkür ediyoruz.

































UNUTULMAYAN

Bir güneşin batışı,
Bir denizin çırpınışı,
Bir göğün mavisi,
Bir kuşun kanadı,
Bir bulutun özgürlüğü,
Bir yağmurun damlası,
Bir rüzgarın ıslığı,
Bir ağacın yaprağı,
Bir çimenin serinliği,
Bir çiçeğin tomurcuğu,
Bir arının vızıltısı,
Bir toprak kuzusu,
Bir kalp atışı,
Hep akılda kalan,
Hiç unutulmayan...



NİLGÜN KOÇ



1 Kasım 2017 Çarşamba

KENDİMDEN RAZIYIM !...

































KENDİMDEN RAZIYIM

Yine aydın sabahlar,
Yine baygın akşamlar,
Yine sinsi insanlar,
Yine arkadan vurmalar.
Uzak mı uzak düşler,
Yakın mı yakın acılar….
Ah neylersin ki ömür bitiyor,
Ben ödedim diyetini,
Her aldığım soluğun,
Bilesin ey yaşam,
Bazen yoruldum,
Bazen düştüm,
Ama hep o düş ülkeye doğru,
Yol aldım,
Kimsenin umurunda ,
Olmasam da ne gam,
Ben razıyım kendimden !....


İBRAHİM ORMANCI



Not : Şiirimin görseli Sevgili Ayşen Ilgın'a aittir. Kendisi Dokuz Yayınlarından çıkan '' Tüm Yollarım Sana Çıkıyor '' kitabının yazarıdır. Şiddetle salık veririm.

17 Mayıs 2016 Salı

PINAR VARDAR KARDEŞİMDEN BİR ŞİİR, ŞEY...



Manisa'da yaşayan , edebiyata gönül veren kardeşimiz Pınar Vardar'ın ŞEY şiirini ben çok beğendim. Kendisinden izin alarak yayımlıyorum. Yüreğine sağlık Pınar Vardar kardeşim..






İBRAHİM ORMANCI'DAN SERZENİŞ ŞİİRİ !....



SERZENİŞ

Eskiden , pazarda annesini yitiren,
Bir çocuğun telaşındaydım sevgili…
Gün aşırı annesinin mezarını,
Ziyaret eden bir öksüz gibiyim şimdi.
Teşekkür ederim sana,
Yaşarken öldürdün kendini !...

***

Hiçbir şey acıtamaz artık,
Yaralı ve mahzun yüreğimi,
Beni uçuruma yuvarladığın  yere ;
Gel de bir zahmet, gör halimi,
Ben canımdan çok sevdim ama,
Sen bilemedin kıymetimi !...



( İbrahim Ormancı )







13 Şubat 2016 Cumartesi

BİR YER VAR BİLİYORUM !....

























Not : Görsel Sevgili Meltem Ertin'e aittir. Kendisine bu görseli kullanmak için izin verdiği için çok teşekkür ediyoruz. Herkes güzel olabilir. Ama Meltem Ertin gibi güzellik ve zarafeti birleştiren nadirdir.

29 Kasım 2015 Pazar

YAŞAM BENDEN RAZIDIR !....




İbrahim Ormancı YAŞAM BENDEN RAZIDIR şiiriyle karşınızda.







14 Mayıs 2015 Perşembe

İBRAHİM KARACA ; SOMA ŞİİRİYLE KONTRA EDEBİYAT'TA !...




















Sevgili Adaşım ; Şiirimizin her zaman ,halktan , emekten yana olan gür sesi Sevgili İbrahim Karaca Kontra Edebiyat'ta SOMA adlı şiirini paylaşmaktan onur duyuyorum. Bu şiiri paylaşmak için kendisinden izin istediğimde yazdıklarını çeyizine saklamadığını söyleyip paylaşabileceğimi söyleyen bu mütevazi ve yiğit insanı seviyorum.





BİR İBRAHİM ORMANCI ŞİİRİ ; İNCE DERT !...





























İNCE DERT

Yatılı okulun,
En mahzun öğrencisiydik anımsa.
O yıllarda mektup yazardık…
Gurbetten sılaya, kalpten kalbe,
Sevgi ışınlardık…
Yoksulduk ama,
Daha yenilmemiştik yaşama…
Umutlarımız vardı,
Açılmadık gonca misali…
İyi ki vardık….

***

Son tren gidince,
Garda kalakalan iki yolcuyduk,
Sanki birbirimizi iki okyanusun,
Kavuştuğu bir boğazda bulduk.
Sen de güzeldin, ben de güzel,
Ama gözüm biz yapamadık.
İtiraf ediyorum,
Bir elmanın iki yarısı bile olamadık…

***

Aşk bizden razı belki,
Biliyorum birbirimizden razıyız.
İyi ki girmişsin dünyama desem de,
İçimdeki bu yürek sızısı nedir ?  ( İbrahim Ormancı )


Not : Şiirimin görseli Sevgili Gülce Ataseven'in resmidir. Kendisine bu görseli kullanmama izin verdiği için çok teşekkür ediyorum.

16 Nisan 2015 Perşembe

İBRAHİM ORMANCI : BİR GÜN !....








































BİR GÜN !...

Hava bozdu,
Yağmur olur, boran olur…
Gördüğü rüyayı,
Anacığına sorup,
Hayra yoran olur…
Yıllar sonrası bile,
Yaşadıklarını sineye çekmeyip,
Uğradığı zulmün hesabını soran olur…

***

Hava bozdu,
Bir ağaç tohuma durur,
Koskoca orman olur.
En destansı aşklar bile,
Gün gelir yalan olur...
Ardına bakmadan,
Terk edip gittiğin,
O mazlum bakışlı insan var ya,
Nakış nakış işler dizelerinde seni,

Unutamadığın gönül yaran olur !.... ( İbrahim ORMANCI )


Not : Bu şiirime kendi resim fotoğrafını koymama izin veren Sevgili Meltem Ertin kardeşime
çok teşekkür ediyorum. İyi ki var !..

BİRGÜL YEĞİN'DEN BİR ŞİİR ; SÖYLE !...






























SÖYLE


Ne varsa kuytularında,
Coğrafyanda hangi mevsimi, 
hangi mevsimsiz zamanı,
hangi zamansız kırıklığı,
sarıyosa sol yanın, 
söyle

Söyle
gittin mi,
kaldın mı,
bıktın mı, 
düş/mektemisin?
Sınırlı zamanda 
sınırsız acı/lara
Söyle

yamalı hayalleri, 
yarınsız akşamları,
suspus yalnızlığı,
maskeli baloyu,
söyle

söyle
yağmurları özlüyormusun,
özlüyormusun bulutları,
bulutları giydiriyormusun kirpiklerıne?
Söyle

söyle
zaman beklemez!
Ne seni,
ne beni.
Nede duraksız yolculukları!
Söyle

söyle
yol bitmeden
yolcu gitmeden
şarkılar susmadan,
külleri soğumadan,
söyle!

(zaman beklemez kimseyi, ya geçip gider, ya alıp gider, bir varmış bir yokmuş misali! )



BİRGÜL YEĞİN

Sevgili Birgül Yeğin'e bu şiiri KONTRA EDEBİYAT'ta yayımlamamıza izin verdiği için çok teşekkür ediyor ve kednisine şiir yolculuğunda sonsuz başarılar diliyoruz.

14 Nisan 2015 Salı

GÜREL ORMANCI'DAN BİR ŞİİR ; SAKLI DÜNYA !...





























Sevgili Gürel Ormancı ; bir savunman yani avukat. Aynı zamanda şair. Milliyet Genç Şairler Antolojisi 2'de aynı soyadını paylaşan iki genç şair olarak şiirlerimiz yayımlanmıştı. Yıllar sonra kendisiyle tanışma olanağı bulduk. KONTRA EDEBİYAT biraz ara verdi. 2015'in ilk blogunu çok sevgili Gürel Ormancı'nın Saklı Dünya yayımlayarak açıyoruz. Kendisine çok teşekkür ediyorum.




SAKLI DÜNYA

Bozuk bir mızıkayla kötü bir şarkı çalıyorum
Ayıplasınlar beni hayatım kadar saçmalıyorum

Ben bu ne idüğü belirsiz kalemle susuyorum
Bu ne dediği belirsiz şiiri yazıyorum

Bu yollar beni parçalıyor, ikilere ayırıyor
Şehirde çoğalıyorum her damlayla ıslak
Eski mendiller arıyorum

( mendiller dedemin arka cebinden çıkarlardı
direncin kokusuyla kırışmış
bir ihtiyar gibi bakarlardı )

Yeni yollardan yürüyorum, yeni yüzlere bakıyorum
Tüm sevgililerimi seviyorum kırık bir ayna gibi
Bakıyorlar yüzüme

Ben diyorum ben yani ben
‘’ bütün bunları acı olsun diye yaşadım ‘’
Acı beni varediyor, iliklerime kan akıtılırken

Bir çırpıda sevişirdik, kuşlar haber alırlardı
Aklıma güzel bir kalem geliyor, beyaz bir kağıt

( kalem, babamın gömlek cebinden çıkardı
en kötü kağıdı, buruşuk bir pis kağıdı
öğretmen yazısıyla yıkardı )

Turfanda acılar için sıraya giriyorum
Süren bir yaz var dışarıda
Birileri kağıtlara isim yazıyor telaşla
Adım haytalarla anılıyor, küllerini yiyen bir anka mıyım )

Beni bekleyenler var ama ben anahtarlarımı kaybettim

‘ anahtar annemim cebinden çıkardı
bütün gerekli kapıları açardı ilginçtir
sonra gider bulaşıklarını yıkardı )


                 GÜREL ORMANCI   AĞUSTOS 2001  


5 Aralık 2014 Cuma

YANGIN YERİYDİ YURDUM !....







YANGIN YERİYDİ YURDUM

                      -Sevgili Yaşar Seyman Ablacığıma-

Yangın yeriydi yurdum,
Kozasında tedirgin ipek böceği,
Kanat çırpmaya korkuyor kelebek.
Orada bir ülke var, ki yaralıdır ,
Tutsaktır yarınlar  can dost ;
Kazanıp durdukça sadizm,
Sis altında gelecek…

***

Yangın yeriydi yurdum,
Nazım’ın o güzelim çınar ağacı bile,
Gölge vermiyor ne acıdır,
Darağacında yiterken canlar,
Cellatların işsiz kaldığı bir dünya özlemi,
Suya yazılan bir yazı oluyorsa eğer,
Biliyorum bu zulüm de bitecek…

***

Yangın yeriydi yurdum,
Derelerin kuruyorsa,
Aydın dediklerin tiran sofralarında,
Dut yemiş bülbül olup susuyorsa,
Kısa çöp, uzun çöpten hakkını alır,
Dipsiz kuyularda  ses verir amenna ,
Halk toprağında gökçe fidanlar boy verecek.

***

Yangın yeriydi yurdum,
Sakın ha susmayasın,
Yasını sabrın dehlizlerine gömüp,
Yaşamın mazgallarına tutunmalısın.
Sen Firavunlara karşı Musa olup,
Güneşe uzayan bir yol bulmalısın.
Pir Sultan’ca, Bedrettin’ce direnir bu yürek   ( İbrahim Ormancı )