26 Ekim 2010 Salı

CEMAL SÜREYA !....


Cemal Süreya (d. 1931, Erzincan - ö. 9 Ocak 1990, İstanbul), şair. Asıl adı Cemalettin Seber'dir.

Cemal Süreya 1931'de Erzincan'da doğdu.("1931 yılında Erzincan'da doğdum. Bir doğum günüm yoktur benim"-Güngör Demiray'a mektup,Cemal Süreya Arşivi,Mektuplar Dosyası) 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. 9 ocak 1990 tarihinde İstanbul'da ölmüştür. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye ve iktisat bölümü'nü bitirmiştir.Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.

Ağustos 1960'tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı.

İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı Beyaz" Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997'de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.

Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu:

"Bizi kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu."

Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:

Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i,

Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.

22 Ekim 2010 Cuma

BU DÜNYADAN BİR '' ARİF DAMAR '' GEÇTİ !.....

























Arif Damar | Şiirleri


Çanakkale'nin Karainbeyli köyünde dünyaya geldi. İstanbul Erkek Lisesi'ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu.
'Yeryüzü Kitabevi'ni kurdu, yönetti.

Şiir Kitapları:

Günden Güne (1956),
İstanbul Bulutu (1958),
Kedi Aklı (1959),
Saat Sekizi Geç Vurdu (1962),
Alıcı Kuş (1966),
Seslerin Ayak Sesleri (1975),
Alıcı Kuşu Kardeşliğin (Toplu Şiirler, 1975),
Ölüm Yok ki (1980),
Ay Ayakta Değildi (1984),
Acı Ertelenirken (Seçme Şiirler, 1985),
Günden Güne (1986),
Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988),
Onarırken Kendini (1992).

"Yüksek sesle okunacak coşkun söyleyişler yerine öz yönünden toplumsallığı yitirmeyen, değişik duyarlılıklara açılan temiz, etkili, kendine özgü
buluşlara ve imge gücüne dayanan bir şiir kurmayı başardı.'' (Şükran Kurdakul, 1989)

Ahmet Necdet,
Modern Türk Şiiri
Yönelimler, Tanıklıklar, Örnekler
Broy Yayınevi, Ekim 1993.

ŞİAR YALÇIN'I YİTİRDİK !....























25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlkokulu İstanbul English High School’da, lise öğrenimini Robert Koleji’nde tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi'nden 1949 yılında mezun olan Yalçın, bir süre Pınarhisar ilçesinde hakimlik yaptı. Doktora öğrenimi için Paris’e giden ve 5 yıl Fransa’da kalan Yalçın, yurda dönüşünde 8 yıl süreyle İstanbul, Finike, Koyulhisar ve Kemah’ta savcılık yaptı. 1970 yılında, Akşam Gazetesi’nde yayınlanan yazılarından dolayı politikayla uğraştığı gerekçesiyle Yüksek Savcılar Kurulu kararıyla meslekten çıkarılan Yalçın, bir süre TRT’de çevirmen olarak çalıştı. 12 Mart döneminde tutuklanmasının ardından bu görevine de son verilen Yalçın’ın yayınlanmış 50 kadar çevirisi bulunuyor. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Latince ve Farsça bilen Şiar Yalçın, satranç, briç ve bulmacaya olan ilgisiyle tanınıyordu. Bir dönem Cumhuriyet Gazetesi’nin pazar ekinde briç köşesi de hazırlayan Yalçın'ın, briçle ilgili ‘A’dan Z’ye Briç’, ‘Briçinizi Sınayın’, ‘Süper Beşli Majör’, ‘Şlem (Bütün Briççiler İçin)’ ve ‘Yeni Beşli Majör’ adlı kitapları bulunuyor. Türkçeye verdiği önem ve bu konudaki yazılarıyla da dikkat çeken Şiar Yalçın’ın, bir de ‘Doğru Türkçe’ adlı kitabı bulunuyor. 19 Ekim 2010 tarihinde Ankara'da öldü.

25 Eylül 2010 Cumartesi

SUNAY AKIN'DAN BİR ŞİİR SÖZGELİMİ !...






















SÖZGELİMİ

Sözgelimi
bir cenaze törenine
katılır gibi yürüyorum sokaklarda
ve iğneyle tutturulmuş
çocukluk fotoğrafım
gülümsüyor ceketimin
yakasında

Son dileği
asılacağı ipin üstünde
yürümek olan
bir cambazım sözgelimi
cellatın düğümleyerek
boynuma geçirdiği ip
düşürüyor sonunda beni
her gösteride alay ettiğim
yaşamdan

Bir mehteranım sözgelimi
çalgılar arasında
yürürken savaş alanına
üç adımda bir
geriye döner
ve yaşlı gözlerle anarım
sevgilimi...


SUNAY AKIN




22 Eylül 2010 Çarşamba

KEDİ GÖZÜ

KEDİ GÖZÜ


Navarin'de yanıp kül olan,
Bir geminin sancak yanıyım bugünlerde...
- Denizcilik terimleri bulmacalarda sorulur ya -
Ki kendi sırlarıyla,
Akdeniz'in en dibine gömüldüm..
Bu yüzden hala ağlatır beni,
İçinden ayrılık geçen bir türkü...
***
Sen hep bir Lale devri imgesi,
Padişaha oğul vermiş bir sultan gibisin belki...
Bu yüzden gururlusun içten içe ,
Yüreğimden geçip giden,
Gittikçe kurumaya yüz tutmuş,
Irmakları görememen bundandır kimbilir...
***
Ben tarihi yazıyorum yeniden ,
Kendi kişidel görece tarihimi...
Her şey tarih oldu ama her şey,
Bir sen tarih olamadın yüreğimde...
***
Sana yenilerek, seni yendim,
Doğumdan mezara giden yolun,
Fosforlu bir kedi gözüyüm şimdi...


( İbrahim ORMANCI )



21 Eylül 2010 Salı

YANILSAMANIN ŞİİRİ !...

YANILSAMANIN ŞİİRİ


Biz yaşamı sahiplendikçe,
Acı ; pusuda avını bekliyordu...
Sarıkamış'ta donan bir asker gibi,
Beklerim hala hüznün yamaçlarında...
Anladım aşk diye bir şey yoktur...
Biz aşk sandığımız şeyi sadece,
Sabırlar, vefayla büyüttük...
Mütemadiyen uzayıp giden yollardan,
Ayrılığa dair imgeler devşirdik...
Yaz sıcağında kuruyan çiçeklere,
Menekşe kokan imgeler serpiştirdik..
Büütün yanlışlardan,
Bir doğru inşa ettik güya,
Biz rüzgar kırıntısı yıktı geçti,
Biz yaşamı sahiplendikçe,
Kontra yumruklar yiyip durduk...
***
Biz hüznü, yar kokusu, ömür törpüsü...
Acıyı kelebekleşen tırtıl..
Her ayrılığın bir vuslatı var sandım.
Taşdım,
Bildim yaşam yanılsamalardan ibarettir...


( İbrahim ORMANCI )



20 Eylül 2010 Pazartesi

GALİLELO HAKLIDIR
























GALİLELO HAKLIDIR


... Ve saklanıyorsun odalara,
Dışarıda bir kuru gürültü sorma,
Üzerine üzerine geliyorlar sanki,
Her an sobelenebilirsin,
Sen kendine sakla sözcükleri,
Sessiz ol !...
***
Sen firavun karşısında Musa ol,
Zalimler karşısında mazlum...
Unutma bazen susmak,
En büyük yanıttır...
Çünkü kış ne denli amansız olursa olsun,
Bahar gelecektir...
Engizisyon yargıçlarına rağmen,
Dünya dönecektir,
Galileo bugün değil belki,
Ama mutlaka yarın haklıdır..


( İbrahim ORMANCI )